Sıkıştığın bu dünyaya… Alışırsın. Mukadderat…

Bazı anlar vardır, neden özellikle o anı hatırladığını bilmeden hatırlarsın. Ben de hatırlıyorum o anı; arabadayız, yine bir toplantıya gidiyoruz, patron ön sağ koltukta oturuyor, biz asık, bezmiş suratlarla arkada. “Geçecek,” diyor patron, “Alışacaksınız; herkes bu yoldan geçiyor, sonra kabulleniyor.” Ajansta çalışıyoruz, gece gündüz. Bir takım şirketler, bir takım patronlar, küçücük ama bizi yıpratan emeklerimizle kazansın diye sinirler yıpranıyor. Halbuki siyasal okumuşuz, dünyayı kurtarmak istemişiz. … Okumaya devam et Sıkıştığın bu dünyaya… Alışırsın. Mukadderat…

Uzay boşluğunda rengarenk bir enerji patlaması

Bilim kurgu filmlerini hiç sevmem. Hatta buyurun buradan yakın, Star Wars’u da izlemedim, karakterleri bilmiyorum. Yapılan espri ve benzetmelere de boş boş bakıyorum. Bilim kurguyla bir alakam yok ama geçtiğimiz haftalarda bir bilim kurgu kurdunun sergisinde, bilim kurguya başka bir gözle bakabildim… Renkler ve desenler, bir bilim kurgu alerjili ile bir bilim kurgu aşığını aynı paydada buluşturabildi. Bozlu Art Project’te devam eden Çekim Kuvveti sergisinin … Okumaya devam et Uzay boşluğunda rengarenk bir enerji patlaması

Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Savaş, sadece duvarlarda senelerce kalan kurşun delikleri açmaz. Savaş, ona maruz kalanların ruhlarında da delikler, derin yaralar açar. Şiddet, dehşet ve aşağılanmayla birlikte gelir. Acımasız güç, en çok kadınların ve çocukların üzerine çullanır. Savaşı uzaktan izleyen bizler ise ancak eski kıyafetlerimizi, küçük yardım paketlerimizi göndermek, üzüntümüzü dile getirmek gibi sembolik hareketlerle acıyı paylaşır gibi yapar ve aslen olan biteni bir film gibi izleriz. Balkanlar üzerine … Okumaya devam et Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp