Kağıt Kesiklerinden Hikayelerin Anlatıcısı: Serkan Yüksel

“Sen bu sergiyi kesin yazacaksın!” Bu zamana kadar birkaç sergide, yanımdaki arkadaşlarım bir anda dönüp de böyle demiştir bana. Sergideki ruh, hikaye, işlere bakarkenki hevesim, beni tanıyanların beni o sergiyle aramdaki hemen kuruluveren bağı anlamaları için yeter. Bazı sergilerin yeri bende arkadaşlarımın da anladığı gibi, çok farklıdır. Kendisinin işleriyle ilk tanıştığım, Serkan Yüksel’in C.A.M Gallery’deki Uykudan Önce sergisi de işte bu farklı sergilerden biriydi. Birinin … Okumaya devam et Kağıt Kesiklerinden Hikayelerin Anlatıcısı: Serkan Yüksel

Üstünde Ne Var? Aklından Neler Geçiyor?

Gece yataktasınız, uykuyla uyanıklık arası bir moddasınız, bilinciniz açık ama bir türlü kontrol edemiyorsunuz. Kafanızdan bir sürü sürü, bir sürü sürü alakasız düşünceler, olaylar geçiyor. Öyle kendi kendine olay çözme ya da kavga etme hali değil; tamamen o ara hayatınızda ne varsa fikirlerin yarı bilinçli yarı bilinçsiz kafadan şelale gibi akması. Ya uyanayım ya da yeter artık uykuya dalayım diyorsunuz, yok o da olmuyor. Onun … Okumaya devam et Üstünde Ne Var? Aklından Neler Geçiyor?

İçimizde kömür gibi lekeler bırakan eksiklikler

Kendimizi bilmeye başladığımız çocukluğumuzdan itibaren hep eksikleri konuşuruz…Okul hayatımız boyunca kaç yanlışım var, öğretmen onu daha çok seviyor, matematiğim kötüden, onun dershanesi daha iyiymiş, onun okul çantası bende yok, (benim dönemimde mesela) ona Furby almışlar bende hala yoka kadar hep eksik konuşulur. Eksikliklerimizi sıralar, eksikliklerimizi konuşuruz hep… Arkadaşlarımızla olmayan sevgili, bulunamayan mutluluk,  memnun olunmayan iş konuşulur. Şimdi hayatımdan memnun olduğumdan, nasılsın diye soranlara “Ya işte … Okumaya devam et İçimizde kömür gibi lekeler bırakan eksiklikler

Huzursuz Ruhlar Adası

“Keşke kaçabilsem. Bildiğim, bana ait olan, sevdiğim şeylerden kaçabilsem. Keşke gidebilsem burası olmayan herhangi bir yere. Bu yüzleri, bu alışkanlıkları, bu günleri görmek istemiyorum artık. Başka biri olmalı, hücrelerime sinmiş bu rol yapma saplantısının yorgunluğunu atmalıyım. Uyku huzurla değil, hayatla çöksün üstüme. deniz kenarında bir kulübe, hatta dağların sarp eteklerinde bir mağara yeter bana. Ne yazık ki istemekle olmuyor.” Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı Deprem havası … Okumaya devam et Huzursuz Ruhlar Adası

Uzay boşluğunda rengarenk bir enerji patlaması

Bilim kurgu filmlerini hiç sevmem. Hatta buyurun buradan yakın, Star Wars’u da izlemedim, karakterleri bilmiyorum. Yapılan espri ve benzetmelere de boş boş bakıyorum. Bilim kurguyla bir alakam yok ama geçtiğimiz haftalarda bir bilim kurgu kurdunun sergisinde, bilim kurguya başka bir gözle bakabildim… Renkler ve desenler, bir bilim kurgu alerjili ile bir bilim kurgu aşığını aynı paydada buluşturabildi. Bozlu Art Project’te devam eden Çekim Kuvveti sergisinin … Okumaya devam et Uzay boşluğunda rengarenk bir enerji patlaması

Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Savaş, sadece duvarlarda senelerce kalan kurşun delikleri açmaz. Savaş, ona maruz kalanların ruhlarında da delikler, derin yaralar açar. Şiddet, dehşet ve aşağılanmayla birlikte gelir. Acımasız güç, en çok kadınların ve çocukların üzerine çullanır. Savaşı uzaktan izleyen bizler ise ancak eski kıyafetlerimizi, küçük yardım paketlerimizi göndermek, üzüntümüzü dile getirmek gibi sembolik hareketlerle acıyı paylaşır gibi yapar ve aslen olan biteni bir film gibi izleriz. Balkanlar üzerine … Okumaya devam et Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Müzik, Hayat ve Biz: Bu Bir Aşk Şarkısı Değil!

İşten, okuldan, marketten ya da günlük rutinimizde herhangi bir yerden çıkıp yolda eve gelirken taktığımız o kulaklıklardan çıkan seslerin hayatımızda ne kadar yeri vardır? Otobüste yanında oturan, senin gibi, mesela, takım elbise giyen bir adam, o takım elbiseler içinde iş çıkış saatinde orada bulunduğu için seninle aynı sıkıcı hayatı paylaşıyor gözükür. Onun kulaklığından deli gibi metal müzik sesleri, seninkinden klasik müzik geliyordur. Sizin kulaklıklardan gelen … Okumaya devam et Müzik, Hayat ve Biz: Bu Bir Aşk Şarkısı Değil!

Türk Soyut Sanatının “Soyağacı” Bozlu Art Project’te

“à bon chat, bon rat”, İyi kediye iyi fare diyor Özdemir Altan, Zeki Faik İzer‘den aldığı eğitimi anlatırken… Türk soyut sanatında yarım asrı aşan sanat hayatı ile önemli bir yer edinen Özdemir Altan’ın farklı dönemlerde ortaya çıkardığı serileri, Nişantaşı Bozlu Art Project‘te 6 Aralık’a kadar yakın dönem Türk sanat tarihine tanık olmak isteyen sanatseverleri bekliyor. Anadolulu, burjuvazi bir aileden gelen Özdemir Altan, döneminin sanatçılarında sıkça … Okumaya devam et Türk Soyut Sanatının “Soyağacı” Bozlu Art Project’te

Kalabalıklar ve Toplu Yalnızlıkları: Ebrahim Mohammadian’dan Tek Odalar

İyi geceler Sayın Dinleyen sizinle yatmış mıydık? Kaybedenler Kulübü, 2011 Türk seyircisinin kalbinde ayrı bir yer kazanmış, Nejat İşler ve Yiğit Özşener’in başrollerini paylaştığı Kaybedenler Kulübü filminde, filme konu olan radyo sunucuları, kendilerini arayan izleyicilere böyle açarlar canlı yayında telefonu. 1996-2001 yılları arasında Kent FM’de Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk tarafından yapılan Kaybedenler Kulübü programı, bireyselliği temsil ederken bir yandan da beklenmedik bir popülerlik ile büyük … Okumaya devam et Kalabalıklar ve Toplu Yalnızlıkları: Ebrahim Mohammadian’dan Tek Odalar