Art50 Kadınlar Günü Röportaj Serisi – Aslı Kutluay: Dünyaya Gelişimiz Bir Varoluş Öyküsü

Bu Mart ayına özel kadın olma halleri, kadın özgürlüğü röportaj serimizin ikinci sanatçısı, yine Art50’nin kadın konularına kafa yoran kadın sanatçılarından ve güzel bir tesadüfle daha önce Cer Modern’de 8 Mart’a özel sergi yapan Aslı Kutluay. Aslı Kutluay doğaya, şifalandırmaya ve hayata her zaman pozitif bakmaya inanıyor. Kah resimlerine konu ettiği kadınları sıkıştıkları alanlardan çıkarıp hafifletiyor, kah şehre kök salıp baharatlara dönüşüp diğer insanları şifalandıran … Okumaya devam et Art50 Kadınlar Günü Röportaj Serisi – Aslı Kutluay: Dünyaya Gelişimiz Bir Varoluş Öyküsü

Art50 Kadınlar Günü Röportaj Serisi – Özlem Paker (OZ): Böyle geldik, böyle var olacağız

Tarihler farklı kaynaklarda 1-2 yıl oynasa da 1908-1910 civarı New York’ta bir ayaklanma ile ortaya çıkan Ulusal Kadınlar Günü, 1910’da Danimarkalı kadın hakları savunucusu Clara Zetkin’in önerisi ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak anılmaya başlıyor. 1917’de Sovyet Rusya’da kadınlara oy hakkı verilmesi ile 8 Mart ulusal tatil günü ilan ediliyor ve en sonunda 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kabul … Okumaya devam et Art50 Kadınlar Günü Röportaj Serisi – Özlem Paker (OZ): Böyle geldik, böyle var olacağız

2016’nın Akılda Kalan 10 Sergisi

Sena, Çeyiz – The Empire Project Sena tabakları, heykelleri, keçeleri ile gelenekseli en vurucu şekilde kullanarak Çeyiz’ini toplamış ve altıncı sergisini The Empire Project’te açmış bu kez de. Sena, Çeyizini hazırlarken Anadolu’da umutlarını, hayallerini çeyizlere işleyen, sonra da birkaç koyun, birkaç bileziğe paketlenip bir mal gibi evlilik kisvesi altında satılan kadınları düşünmüş. Hem kadınları hem de toplumun beklentileri altında ezilen, kendisine uygun görülen hayatı yaşamak … Okumaya devam et 2016’nın Akılda Kalan 10 Sergisi

Belgeler yerine sanatın kaydettikleri

 Asker o sınırı geçiyor, şu şehir bombalanıyor, bu şehirde patlama oluyor, bu kadar insan geçen yaz da denizi geçip özgürlüğüne kavuşamadı… Sınırlar yeniden çiziliyor, bombalar patlıyor, insanlar kaçıyor. Gazeteler her gün bir felaket haberi vermek için önümde diziliyor. Gazeteler okunmasa, okunmak istenmese de patlamalar, gerginlikler ve savaşlardan canlarını kurtarmak için kaçan insanlar her gün yürüdüğümüz sokaklarda bizi bekliyor… Bu dünyada, bu ülkede çok kayıt dışı … Okumaya devam et Belgeler yerine sanatın kaydettikleri

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan Başka Türlü Bir Çeyiz

“Evde iş bölümü”… Hatırladın mı Hayat Bilgisi kitabındaki o sayfayı? En son SALT Galata’da Hale Tenger’in Sandık Odası’nda gördüm o Hayat Bilgisi kitaplarından. Hepsinde aynı çizgiler. Hem görsel hem o değişmeyen kafa yapısı olarak. Anneler, evi temizler, tabakları toplar, babalar işe giderdi… Annenin işi gücü tabak toplamak. Anne akşam işe gitse bile (mesela favori kadınmesleklerimizden öğretmen olabilir ama zinhar mühendis filan değil), akşam gelir yemeğini … Okumaya devam et Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan Başka Türlü Bir Çeyiz

Işıl Işıl Karanlık’ta Uyutmayan Masallar

  “- Ya mesela, geçen gün bir mesaj atmış, bak, okusana şunu, şimdi bu ne demek? * Noktalama işareti var, noktalama işaretleri varsa mesajda, kesin mesajı dikkat ederek yazıyor, senden hoşlanıyor demek! – Ya geçen gün? Geçen gün yaptığını gördün değil mi Gizem? * Ay, resmen geçerken gözü bu kıza takıldı, ben de gördüm kızlar… – Arar mı sizce haftasonu? * Bak şimdi, sen bence … Okumaya devam et Işıl Işıl Karanlık’ta Uyutmayan Masallar

Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Savaş, sadece duvarlarda senelerce kalan kurşun delikleri açmaz. Savaş, ona maruz kalanların ruhlarında da delikler, derin yaralar açar. Şiddet, dehşet ve aşağılanmayla birlikte gelir. Acımasız güç, en çok kadınların ve çocukların üzerine çullanır. Savaşı uzaktan izleyen bizler ise ancak eski kıyafetlerimizi, küçük yardım paketlerimizi göndermek, üzüntümüzü dile getirmek gibi sembolik hareketlerle acıyı paylaşır gibi yapar ve aslen olan biteni bir film gibi izleriz. Balkanlar üzerine … Okumaya devam et Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Nerden Geldi Bu Kadınlar?: SALT 1980’ler ile Türkiye’de Kadınlar

Sevgilinizle evdesiniz, komşularınız zina yapıyor diye şikayette bulundu. Oysa ikiniz de bekarsınız ve dolayısıyla zina diye bir durum söz konusu olamaz. Ne olacak? Zina bile söz konusu olsa, ancak ilgililerin, yani eşin şikayeti üzerine işlem (suçüstü) yapılabilir. Burada yalnızca fuhuş yapılıyor. Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun aynen ifadesiyle: “menfaat kastiyle kendilerini başkalarının zevkine terk edenler” iddiası görülebilir. Beraberliğinizin nedeni bu değilse (bu mesleğe, uğraşa ilişkin … Okumaya devam et Nerden Geldi Bu Kadınlar?: SALT 1980’ler ile Türkiye’de Kadınlar

Çevreye Verdiğimiz Rahatsızlıktan Dolayı Özür Mü Dileyelim?

14 Nisan 2015 Erkeklerin hayatlarında bir defa gerçekleşen sünnet, gurur verici bir tören malzemesidir. Düğün dernek kutlanır, aile paralar harcar; mekan tutulur, setinde asa ve tüylü bir şapka bulunan üzerinde “Maşallah” yazan bir bant bulunan garip bir kostüm alınır. İzmir’de bazı aileler sünnet için faytonla şehir turu bile attırır. Sünnet, erkekliğe geçişin ilk basamağı, işte böyle şanlı bir “şey”dir. İlkokulda yaz tatilinden döndükten sonra okulun … Okumaya devam et Çevreye Verdiğimiz Rahatsızlıktan Dolayı Özür Mü Dileyelim?

Gaga Feminizm: Şahı Değil, Veziri Tutanlar İçin!

27 Haziran 2014 Ben üniversitenin son yıllarındayken Lady Gaga, hepimizin burun kıvırdığı ama Amerikalı Demet Akalın misali istemesek de herkesin bildiği abartılı bir pop ikonu olarak ortaya çıktı. Aslında Gaga’nın herhangi bir ikonundan sunduğu çok fazla şey vardı; kendisinin de söylediği gibi sanırım onu Madonna, Britney Spears ya da Gwen Stefani ile karşılaştırmaktan daha iyisini yapmamız gerekiyordu! Bir gün, benimle gelmeyi reddeden arkadaşlarıma aldırmayarak sırf … Okumaya devam et Gaga Feminizm: Şahı Değil, Veziri Tutanlar İçin!