Kaf Dağı’nın Ardından Büyüklere Masallar

“… Her meyvenin tadı başka başkaymış ve bu meyvelerden tadanlar birbirlerine âşık olmuş. Aşk, toprağın rengini kırmızıya çevirince gökyüzüne iki turna havalanmış, ağacın meyveleri bu hikâyeyi anlatanın ve dinleyenlerin başına düşmüş.” CANAN’ın cennetinin kapısından bu hikayeyle giriyorsunuz. Ulaşamayacağınızı sandığınız, belki de ulaşmaya çekinip utan(dırıl)dığınız Kaf Dağı’nın ardında gördüğünüz doğallık, sevgi, aşk Arter’de CANAN’ın sesinden masallarla size ulaşıyor. Herkes çocuk kalmak, çocukluğuna dönmek ister. Çocukken duyduğumuz … Okumaya devam et Kaf Dağı’nın Ardından Büyüklere Masallar

Erotik Doğa: Güzel, sezgili, şehvetli

José Sancho’nun Pera Müzesi’ndeki Erotik Doğa sergisinin küratörü María Enriqueta Guardia-Yglesias, sanatçı için “Yüzyıllar boyu defalarca tekrarlanan temalar onun yaratıcılığı sayesinde yepyeni bir anlam kazanır,” demiş. Bitkiler, hayvanlar, kadınlar… Ne kadar değişik, ilgi çekici olabilir ki, diye düşünmüştüm sergiye giderken. Sadece ismi bir değişikti, kabul edersiniz… Erotik Doğa heykellere nasıl yansımış olabilirdi? Sergiye girdiğinizde ilk olarak hayvanlarla karşılaşıyorsunuz. Balık sürüleri, tembel hayvanlar, kuşlar, kaplumbağalar ve … Okumaya devam et Erotik Doğa: Güzel, sezgili, şehvetli

Romantik olmak istemeyen denizkızları

“Denizkızına ilişkin şimdiki anlayışımız Disney hikayelerinden malumdur: Yarı insan, yarı-balık ve temelde iyi niyetli… Balık kuyruğunun eksik olmadığı ilk denizkızı tiplerinden biri kadim Suriye tanrıçası Atargatis’te görülebilir. Sirenler ise ilk kez Homeros’un Odysseia destanındaki çok iyi bilinen bir olayla karşımıza çıkar; onların hipnotize edici şarkılarını duyanlar denizde boğulur. Yunan efsanesine göre, insan eti yemekten zevk alırlar… Ne var ki, zamanla şarkı söyleyen denizkızı motifi tutmuştur … Okumaya devam et Romantik olmak istemeyen denizkızları

Yeşilçam’ın Küçük Hanımefendisi’nin hüzünlü hikayesi

5Harfliler‘den Nilgün Retro, Belgin Doruk ile ilgili çok ilginç bir yazı kaleme almış. Orijinal link -> burada Acı Dolu Yıllar kitabını sahaflarda dolaşırken, kapakta Belgin Doruk’un resmini görünce almıştım. Küçük Hanımefendi’nin yıllarca Yeşilçam’ın zirvesinde kaldıktan sonra tatsız bir düşüşle kenara itildiğini kulaktan dolma biliyordum bilmesine de tam vâkıf değildim olan bitene. Her geçen yıl biraz daha zayıflık dayatan Yeşilçam standarlarına ayak uydurmakta zorlandıkça kilo verme çabasının amfetamin … Okumaya devam et Yeşilçam’ın Küçük Hanımefendisi’nin hüzünlü hikayesi

Adet döngünüzü fark etmek ne işinize yarar?

Duygu İslamoğlu’nun HT hayat‘ta kaleme aldığı yazı, bu blogu ziyaret eden bütün kadın ve erkeler için burada dursun… Adet döngüsü deyince aklınıza ne geliyor? Eğer döngünüzün sadece 28-30 günde bir kanamanızdan ibaret olduğunu düşünüyorsanız, fiziksel doğanızla ilgili önemli bir bilgiyi gözden kaçırıyorsunuz demektir. Zira bu 28-30 günlük döngüler esnasında fiziksel ve ruhsal olarak bazı aşamalardan geçiyoruz ve bu durum aslında, özellikle erkeklerin öyle söylemeye bayıldığı … Okumaya devam et Adet döngünüzü fark etmek ne işinize yarar?

2016’nın Akılda Kalan 10 Sergisi

Sena, Çeyiz – The Empire Project Sena tabakları, heykelleri, keçeleri ile gelenekseli en vurucu şekilde kullanarak Çeyiz’ini toplamış ve altıncı sergisini The Empire Project’te açmış bu kez de. Sena, Çeyizini hazırlarken Anadolu’da umutlarını, hayallerini çeyizlere işleyen, sonra da birkaç koyun, birkaç bileziğe paketlenip bir mal gibi evlilik kisvesi altında satılan kadınları düşünmüş. Hem kadınları hem de toplumun beklentileri altında ezilen, kendisine uygun görülen hayatı yaşamak … Okumaya devam et 2016’nın Akılda Kalan 10 Sergisi

Belgeler yerine sanatın kaydettikleri

 Asker o sınırı geçiyor, şu şehir bombalanıyor, bu şehirde patlama oluyor, bu kadar insan geçen yaz da denizi geçip özgürlüğüne kavuşamadı… Sınırlar yeniden çiziliyor, bombalar patlıyor, insanlar kaçıyor. Gazeteler her gün bir felaket haberi vermek için önümde diziliyor. Gazeteler okunmasa, okunmak istenmese de patlamalar, gerginlikler ve savaşlardan canlarını kurtarmak için kaçan insanlar her gün yürüdüğümüz sokaklarda bizi bekliyor… Bu dünyada, bu ülkede çok kayıt dışı … Okumaya devam et Belgeler yerine sanatın kaydettikleri

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan Başka Türlü Bir Çeyiz

“Evde iş bölümü”… Hatırladın mı Hayat Bilgisi kitabındaki o sayfayı? En son SALT Galata’da Hale Tenger’in Sandık Odası’nda gördüm o Hayat Bilgisi kitaplarından. Hepsinde aynı çizgiler. Hem görsel hem o değişmeyen kafa yapısı olarak. Anneler, evi temizler, tabakları toplar, babalar işe giderdi… Annenin işi gücü tabak toplamak. Anne akşam işe gitse bile (mesela favori kadınmesleklerimizden öğretmen olabilir ama zinhar mühendis filan değil), akşam gelir yemeğini … Okumaya devam et Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan Başka Türlü Bir Çeyiz

Işıl Işıl Karanlık’ta Uyutmayan Masallar

  “- Ya mesela, geçen gün bir mesaj atmış, bak, okusana şunu, şimdi bu ne demek? * Noktalama işareti var, noktalama işaretleri varsa mesajda, kesin mesajı dikkat ederek yazıyor, senden hoşlanıyor demek! – Ya geçen gün? Geçen gün yaptığını gördün değil mi Gizem? * Ay, resmen geçerken gözü bu kıza takıldı, ben de gördüm kızlar… – Arar mı sizce haftasonu? * Bak şimdi, sen bence … Okumaya devam et Işıl Işıl Karanlık’ta Uyutmayan Masallar

Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Savaş, sadece duvarlarda senelerce kalan kurşun delikleri açmaz. Savaş, ona maruz kalanların ruhlarında da delikler, derin yaralar açar. Şiddet, dehşet ve aşağılanmayla birlikte gelir. Acımasız güç, en çok kadınların ve çocukların üzerine çullanır. Savaşı uzaktan izleyen bizler ise ancak eski kıyafetlerimizi, küçük yardım paketlerimizi göndermek, üzüntümüzü dile getirmek gibi sembolik hareketlerle acıyı paylaşır gibi yapar ve aslen olan biteni bir film gibi izleriz. Balkanlar üzerine … Okumaya devam et Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp