Helmut Newton sergisini gezdikten sonra heyecanımı paylaşmak için birkaç kişiye anlatmaya çalıştım. İsmi tanıdık gelmeyen herkese dedim ki, görsen kesin tanırsın. Hakikaten dünyada birçok insanın ismini bilmese de bir fotoğrafını mutlaka gördüğü sayılı fotoğrafçılardan. Hani böyle siyah beyaz fotoğraflar, sert duruşlu, genelde stiletto giyen çıplak kadınlar? Bildin mi? İşte o fotoğraflar Helmut Newton’a ait.

Ne düşüneceğimi pek bilemiyordum açıkçası kendisiyle ilgili. Sonuçta özellikle harika vücutları olan çırılçıplak kadın fotoğraflarıyla ünlü. İlk bakışta heteroseksüel erkek arzularına hitap etmek için mi bu kadar provokatif yoksa bu sanatını ortaya koyma şekli mi, emin olamıyorsun. (Bu arada kendisini sanatçı değil fotoğrafçı olarak tanımlıyor.) Fotoğrafları estetik olarak hoşuma gidiyor ama kadını metalaştırma konusunda neredeyiz? Kendisi buna kafa yormuş mu? Berlin’deki Helmut Newton Vakfı ile işbirliğiyle gerçekleştiren Milano Palazzo Reale’deki 250 fotoğraf, dergi, doküman ve videolardan oluşan Helmut Newton. Legacy sergisine bu sorularla gidip sergiyi gördükten sonra kendisini en azımdan kendim için aklamaya karar verdim. Hatta yetmedi, bazı serilerine bayıldım, eşe dosta anlatmaya başladım.

Fotoğraflarla güçlü ve provokatif hikaye anlatımı

Yahudi bir ailenin oğlu olarak 1920’de Berlin’de doğan Helmut Newton, 12 yaşında ilk fotoğraf makinesine sahip olmasıyla bir daha fotoğrafla ayrılmamak üzere birleşiyor. 1938’de Nazi’lerden kaçarak Avustralya’ya yerleşen Newton, 50’lerde Avrupa’ya dönerek British Vogue ile Avrupa’nın moda dergilerine giriş yapıyor ve kendi has hikaye anlatımcılığı ve tarzıyla Avrupa’da önde gelen moda dergilerinin gözde fotoğrafçısı oluyor. Sergide Newton’un Avustralya’daki erken dönemlerinden başlayarak 60’larda Vogue, Harper’s Bazaar gibi dergilerde çalışmanın verdiği finansal ve sanatsal esneklikle standart moda fotoğraflarından kendi yaratıcılığını konuşturmaya başladığı fotoğraflara, 70’lerde kendi tarzını yakalayıp sanatsal işler yapmasına, dönüm noktası olan 80’lerde çıplak modellerle çalışmasına ve 90’lardaki aşırı havalı markalarla olan sıradışı üretimler yaptığı işbirliklerine tanık oluyorsunuz. 80’lerdeki işlerine özellikle değinmek istiyorum; çünkü Newton, imzası olan provokatif, meydan okuyan çıplak kadın fotoğraflarını çekmeye bu dönemde başlıyor. Lüks kıyafetler içinde, muhteşem manzaralarda, etkileyici mimarilere sahip binalarda moda dergileri için fotoğraflarını çektiği kendine güvenen, dik bakan, dünyayı pek de önemsemiyormuş gibi görünen kadınları (Newton’ın fotoğraflarından baştan beri kadınlar edilgenden çok etkenler zaten), bir de tamamen aynı kurgu içinde çıplak çeksem nasıl olur diye düşünüyor ünlü fotoğrafçı. Sergi, bu geçişi görmeniz için çarpıcı örnekler sunuyor aynı kadınların birebir aynı pozda bir giyinip bir çıplak olduğu, oldukça büyük ebatlardaki fotoğrafların yan yana durduğu duvarlarda. Örneğin; harika bir binanın merdivenlerinde siyah bir pantolon takım giymiş ve şapka takmış bir kadın, yanındaki fotoğrafta birebir aynı pozu çırılçıplak veriyor Newton’ın imzalarından siyah-beyaz bir fotoğrafta. Bu özenle hazırlanan kompozisyonlar Newton’ın dramatik ışık kullanımı da eklenince, çok güçlü imajlar ortaya çıkarıyor. Hayatı boyunca modellerle çalışmış, bizzat eşi de model olan (ve hatta bu çıplak pozları da veren) Newton’ın fotoğrafları erotik mi? Evet, erotik. Bununla beraber, kompozisyon, duruş, bakış olarak bu kadınlar karşınıza erotik, edilgen, erkek bakışına (male gaze) yönelik birer malzemeden çok, güçlü, iddialı bireyler olarak çıkıyorlar. Newton’un eserlerine yönelik feminist eleştirileri elbet okudum, kısmen haklı da buluyorum ama fotoğraflarından bize gözünü dikip aşırı cüretkar bakan, özgür ve kendi cinselliğine sahip çıkan (bu Newton’ın da iddiası) kadınlara baktığımda başka bir ruh yakalıyorum. Ha hiçbir kadın “normal” vücut ölçülerine sahip değil, hepsi Yunan heykellerinden daha taş modeller ve onlar dışında başka bir kadın fotoğraflanmıyor ama onu da moda fotoğrafçılığına ve o dönemin dinamiklerine verebiliriz sanki…

En ünlü olan ve benim de aman cinsel objecilik mi değil mi kendi kendime en çok sorguladığım seriyi bir kenara bırakıp diğerlerine bakarsak, özellikle 70’lerden itibaren Newton’ın tüm fotoğraflarında kendine has hikayeciliğini ve çarpıcı estetiğini görüyoruz. Hani vardır ya bir laf, “Bunu ben de yaparım,” işte, onu senin de yapamayacağının çok açık olduğu fotoğraflar Newton’ın işleri. Hepsinin bir ruhu, başka bir havası var insanı yakalayan. Moda fotoğrafçısı olan b ve senelerce dergiler için fotoğraf çeken bir insanın fotoğraflarının neredeyse hiçbirinde ticari bir mesaj almıyorsunuz. Önce hikaye ve fotoğrafın kendisi öne çıkıyor; Newton’ın kerameti buradan geliyor. Ondandır ki Sofía Loren, Catherine Deneuve’den Sigourney Weaver, Cindy Crawford’a ünlü isimler Helmut Newton’ın karşısına birer birer geçip ikonik imajlar yaratıyorlar beraber.

Peki bu sergiyi nasıl yakalayabilirsiniz? Newton’un vefat etmeden önce kendi ve model ve fotoğrafçı olan eşi June Newton’ın (fotoğraflarını Alice Springs takma adıyla yayınlıyor) eserlerini koruyup gösterebilmesi için bizzat kurduğu Berlin’deki vakıf (Helmut Newton Foundation) birçok müze ile işbirliğinde Newton’un fotoğraflarını dünyada görücüye çıkarıyor. Berlin’deki evinde veya başka bir yerde denk gelemezseniz de Taschen’in sergiyle aynı adı taşıyan, sergiden de daha zengin, 500’den fazla fotoğraf barındıran Helmut Newton. Legacy kitabı oldukça merak giderecektir. Bugünün kuru ile kitabın bile fiyatı oldukça tuzlu ama elbet bir sanat kütüphanesinde vardır. Çırılçıplakken de güçlü karakterinizi göstermekten çekinmediğiniz günler ve geceler dilerim.

Bu yazı, 17 Haziran 2023’te Gazete Duvar’da yayınlanmıştır: https://www.gazeteduvar.com.tr/cirilciplak-meydan-okumalar-makale-1623898

Yorum bırakın