Bundan 113 yıl önce, Fransa’nın bir kasabasında var olan, dünyanın en ünlü sanatçılarından olacak bir ressamın stüdyosu… Bu stüdyoyu resmeden, sebebi bilinmeyen bir kararla arka fonu kıpkırmızı, Venedik kırmızısına boyanmış, yine aynı stüdyoda yer alan bir tablo… O tabloda görülen ve tam da o dönem, o stüdyoda yer alan altı tablo, üç heykel ve bir seramik… Karşısında durduğunuz tabloda resmedilmiş eserlerin, aynı tablonun hemen yanına yerleştirildiği bir sergideyiz. Zamana, bir ana, bir mekana yolculuk yapıyoruz. Sergideki resimleri izlerken hepsini kapsayan “Kırmızı Stüdyo” tablosunda nerede durduklarına tekrar tekrar koşup baktığınız, sanat içinde sanat barındıran, hayal içinde hayal gibi bir sergi… Paris’te Fondation Louis Vuitton’un muhteşem binasının içinde, Henri Matisse’in “Kırmızı Stüdyo” tablosuna adanmış sergideyiz.

Fondation Louis Vuitton (FLV), New York Modern Sanat Müzesi (MOMA) ve Danimarka Ulusal Müzesi (SMK) ile işbirliği içinde, “Matisse: The Red Studio” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergiye konu olan büyük tuval, sanatçının resimleri, heykelleri, mobilyaları ve dekoratif objeleriyle dolu stüdyosunu tasvir ediyor. Sergi, Matisse’in 1910’larda çalıştığı Issyles-Moulineaux’daki stüdyosundan ayrıldıktan sonra Kırmızı Stüdyo tablosunda sergilenen sanat eserlerini bir asırdan fazla bir süreden sonra ilk kez yeniden bir araya getiriyor.
Oyun içinde oyun
Kırmızı Stüdyo sergisi, oldukça odaklı bi sergi. Paris’in en önemli sergilerine ev sahipliği yapan ve bir amiral gemisine benzeyen bir mimarisi olan muhteşem FLV, sizin Henri Matisse’i ve eserlerini tanıdığınız ön kabulü ile sergiyi kurgulamış diyebiliriz. Bu sergi, Matisse’in eserlerini değil, bir eseri çevresindeki hikayeyi anlatıyor.
Resmin devinimi ve fikrini yapıldığı dönemlerde kimselerin anlayamadığı bu tablonun hikayesine, Henri Matisse’in o dönemki kişisel hikayesinden bahsederek başlıyor sergi. Matisse’in aile resimlerine, bu stüdyoya taşınma nedenlerine, stüdyonun fotoğraflarına bakarak başlıyoruz tura. Sergi boyunca hikayeyi destekleyecek mektuplar da bize eşlik ediyor. Kırmızı Stüdyo ve o stüdyoda yer alan ve tablonun kendisinde de göreceğiniz resimlerin yanısıra, Matisse’in SMK koleksiyonunda yer alan, çok fazla seyirci önüne çıkmamış, aynı döneme ait seçili birkaç eserini de görüyoruz. Aynı zamanda Kırmızı Stüdyo’nun yapılışından 37 yıl sonra sanatçının aynı eserden referans alarak ortaya Büyük Kırmızı İç Mekanı (1948) eseri de sergide yer alıyor. Henri Matisse kendince bir oyun oynamış, ve bizler bir asırdan sonra bu oyunun parçalarını birleştirmeye, sırrını çözmeye çalışıyoruz sanki.

Asıl oyun, Kırmızı Stüdyo resminin kırmızı renginden geliyor. Aslında ilk olarak farklı renklerle çizilen yüzeyin çoğunu Henri Matisse, sonradan sebebi bilinmeyen bir nedenle tek bir renge, Venedik kırmızısına boyuyor. Sergideki en hoş deneyimlerden biri MOMA’da çalışan küratör ve konservasyon uzmanlarının bu gizemi keşfetme çabasında oldukları video. Uzmanlar videoda hem büyülenmiş bir biçimde resmi anlatıyor hem de birbirleriyle tartışarak gizemi çözmeye çalışıyorlar. Analizlere göre, Matisse, son katmanı uygulamadan önce en az bir ay boyunca resim farklı renklerle kalmış. Resme dikkatli baktığınızda, kırmızıya boyanmadan önce resmin solundaki yarı saydam turkuaz şeritler, çift kapının camlı üst bölümünü kaplayan perdeleri temsil ederek bize ipuçları veriyorlar. Peki Henri Matisse’in atölyesini tek bir renkle boyamasına ne sebep oldu? Bu hala bir sır…
Resmin önemi, bu sırrından gelmiyor. Matisse’in yüzeyi rek bir renkle boyama kararı, Matisse’in kariyerindeki en cüretkar deneylerden biri oluyor. Matisse böylece modern sanatta bir çığır ve radikal bir düşünme alanı açıyor. Bu resimle Matisse’ten sonra gelen soyut sanatçıların düşünsel ve deneysel yolu açılmış oluyor. MOMA baş küratörü Ann Temkin, “Artık 110 yaşın üzerindeki The Red Studio, hem yüzyıllardır süren stüdyo resimleri geleneğinde bir dönüm noktası hem de modern sanatın temel bir eseri,” diyor. “Resim, stüdyosunu tasvir etme görevini üstlenen her sanatçı için bir mihenk taşı olmaya devam ediyor. Matisse’in eserin yüzeyini kırmızı bir katmanla doldurma yönündeki radikal kararı, aralarında Mark Rothko ve Ellsworth Kelly’nin de bulunduğu nesiller boyu akademisyen ve sanatçıları büyüledi. Ancak hala resmin kökeni ve tarihi açısından keşfedilecek çok şey var.”
Bu arada FLV’nin bu anlamdaki müzecilik başarısını not etmeden geçemeyeceğim. FLV, öyle bir sergi planı yapmış ki, Matisse’in bu resminden etkilenen efsanevi soyut dışavurumcu Mark Rothko’nun sergisi, müzede yakın zamanda bitti ve böylece The Red Studio ve Matisse’in hayranlığına zemin hazırladı. Kurumun 1911 tarihli bu öncü tabloya adadığı sergi, Ellsworth Kelly’nin 20. yüzyılın ikinci yarısının soyut sanat tarihi açısından hayati önem taşıyan çalışmalarına odaklanan bir sergiyle de ayrıca örtüşüyor. Müze, sürekli ziyaretçisine acayip ince zevkler yaşatan ve dersler veren bir okul gibi.

Bir reddediliş tarihi
MOMA Baş Küratörü Ann Temkin ve SMK Baş Küratörü Dorthe Aagesen, Kırmızı Stüdyo eserinden bahsederken Marcel Proust’un “İnsanın çok yakınında durduğunda değerini anlayamadığı bazı resimler” olduğuna dikkat çektiğini ve resmin de aynen bu kategoride olduğunu söylüyorlar. Bunun sebebi, Kırmızı Stüdyo’nun yıllarca anlaşılamaması ve kayıtsızlıkla karşılanması. Resim, ilk olarak Matisse’in en sadık koleksiyonerlerinden Sergei Shchukin’in talep ettiği bir dizi çalışmanın parçası olarak yapılıyor. Shchukin, Kırmızı Stüdyo’yu anlayamıyor, sevemiyor ve bu tabloyu almayı reddediyor. Tablo, tam 16 yıl boyunca Henri Matisse’in elinde kalıyor. Bu süre zarfında 1912’de Londra’daki İkinci Post-Empresyonist sergiye ve 1913 Armory Show için New York, Chicago ve Boston’a gidiyor. Kırmızı Stüdyo, nihayet 1927’de, hem sanatçılara hem de aristokratlara hitap eden, yalnızca üyelere açık bir kulüp olan Londra’daki Gargoyle Club’ın kurucusu David Tennant tarafından satın alınıyor, sonra da 1940’ların başına New York’taki Bignou Galerisi’nin yöneticisi Georges Keller’ın eline geçiyor. Tablo en sonunda II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden dört yıl sonra kendine yakışır bir ev buluyor ve dünyanın en prestijli modern sanat koleksiyonlarından biri olan New York’taki MOMA’nın bir parçası olarak 1949’dan halka sergileniyor. Kırmızı Stüdyo’nun “ikinci hayatı” ilkinden çok daha şanslı geçiyor; ve işte size resmi tartışan yüzlerce küratör, konservasyon uzmanı ve sanat profesyonelleri… Resmin ikinci hayat şansından faydalanmak isteyen ve Kırmızı Stüdyo’yu görmek isteyenler için sergi, bu ay ortasına kadar Paris, Fondation Louis Vuitton’da.
Bu yazı Milliyet Sanat Dergisi Eylül 2024 sayısında yayımlanmıştır.

Yorum bırakın