Üyelik Açıldı!: Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti

“POLİSTEN GELEN, SİZDEN PARA İSTEYEN MESAJLARA İNANMAYIN. – POLİS”

Anneannem, 1 değil 2 kere kapıya gelen “temiz yüzlü, iyi niyetli” çocuk tarafından acayip paralara tencere-tava setleri satılarak ve senetler imzalatılarak kandırıldı. Kardeşim Green Card işlemi “yürütecek” birilerine para gönderdi. Ben İstanbul’da yeni olduğum (ve haliyle henüz yeterince çirkefleşmediğim) yıllarda taksicinin “Abla 5 Lira verdin,” diyip 50 Lira + taksi parasını götürmesini indiğim kaldırımdan izledim. Annem sürekli Whatsapp’tan filan gelen abuk subuk VİRÜS VAR, BUNU 5 KİŞİYE GÖNDERİN, olmadı, yalandan TERÖR ALARMI mesajlarını kopyalayıp çeşitli gruplara yapıştıra dursun, babam, malının kaliteli olduğunu söyleyen her dandik mal satan adama yıllardır inanıyor. Polis, kendini polis diye tanıtanlara inanmamamız için mesaj atarken, biz ailecek küçük dolandırılmalara gönül vermiş sıradan Türkiye vatandaşları olarak yuvarlanıp gidiyoruz.

img_9402

Ülkemizde takdir ifadesi olarak “Vay şerefsiz! Aferin!” diyen insanlarız. Bilirsiniz ki, “Devletin malı deniz, yemeyen domuz.” Dolandırıcılığın iyisine zaafımız var sanki… Dolayısıyla Pilot Galeri’de Burak Delier’in yarattığı, Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti’ne girdiğinizde bir aşinalık hissediyorsunuz. Kapıda altın rengi plaka üzerine yazılmış cemiyet adı, kırmızı halı ve kırmızı bir perde. İçeriye girdiğinizde kumarbaz masası örtüsü yeşili duvarlar ve tavandan sarkan o eski kristal avize. Yerde bir halı, üzerinde varaklı koltuklar, bir viski şişesi ve bardaklar. Duvarlarda da kendini yoktan var etmiş, kimi yeni bir dil, kimi yeni bir kimlik uydurmuş dünyanın en maharetli dolandırıcıları. Cemiyete hoş geldiniz!

mekan

Dolandırıcı, dolandırıcıyı dolandıran ve dolandırıcıyı dolandıranı dolandıran

Cemiyete hoş gelirsiniz, kendinizi aşina hissedersiniz, çünkü zaten bu cemiyetin bir üyesisiniz. Burak Delier, dolandırılanın da dolandırıcı kadar bu işin içinde olduğunu söylüyor. Dolandırıcı, dolandırıcıyı dolandıran ve dolandırıcıyı dolandıranı dolandıran. Aldatan ile aldatılan, beraber bir dünya yaratıp o yalana beraber inanıyorlar. Sen aldatılan olarak sana süper bir teklif  sunduğunu söyleyenin yalanına inanmak istiyorsun çünkü. Bir elin nesi varsa iki elin sesi oluyor ve birinin uydurduğu yalana bir kişi daha inanınca o yalan bir süre gerçek-miş gibi oluyor.

IMG_9365.JPG

Delier’in uzun süren araştırmalarının sonucu bizlerle tanıştırmayı seçtiği şanlı dolandırıcılardan Sülün Osman, Galata Köprüsü’nü, Galata Kulesi’ni, Dolmabahçe Saat Kulesi’ni “satan” bir kurnaz.  Sülün Osman, Galata Köprüsü’nü satabiliyor; çünkü birileri Galata Köprüsü’ne sahip olabileceğine inanıyor. Ya da daha naif duyguları kullanan Eyüplü Halit, 1920’lerin sonunda 68 kadını kendileriyle evleneceğini söyleyerek kandırıyor; müstakbel gelinlerin mücevher ve paralarını aldıktan sonra ortadan kayboluyor. Çünkü gelinler Eyüplü Halit’le yaşadıkları aşka inanıyorlar…

Author as Swindler_2015 from BDelier on Vimeo.

Burak Delier, Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti sergisi için Eyüplü Halit kılığına girip Sait Halim Paşa Yalısı’nda 68 gelin adayıyla fotoğraf çektiriyor; Sülün Osman olup taburesini, paspasını kaptığı gibi Galat Köprüsü’ne gidiyor, köprüyü pazarlıyor; olmadı bir tarlaya sahte elmaslar saçıyor ki inanmak isteyene elmas üreten, başka bir inanmak isteyene gömü olan tarlasını satabilsin.

gelis

Sanatçı, bu dolandırıcılıkların hepsinde kendine rol biçebiliyor; ve zaten hepimizin biçebildiğini/biçebileceğini bize göstermek istiyor. Zengin olacaksınız diyenlerin saadet zincirine giren, sizi dünya lideri yapacağım diyene oy veren, seni seviyorum diyen yalancıya gönlünü kaptıran, yine ben-sen-o-biz-siz-onlar. Cemiyetimiz geniş, hikayemiz bol.

Son gerçek sanatçılar cennetten arsa satan rahiplerdi

Galerilere, sanat fuarlarına beraber gittiğim, sanatla pek ilişkisi olmayan bazı arkadaşlarım, zaman zaman bir eserin önüne geçip sorarlar; “Yani şimdi bunun ne özelliği var? Neden sanat ki bu düz çizgiler?” Sonuç olarak belirli otoriteler o eseri beğenmiş, galerinin duvarına koymuş, hatta bir de bir fiyat biçmiş. Ben de sanat yazıları yazıyorum diye dönüp bana soruluyor, neden diye. Otorite olmayan, sadece bana bir şey ifade eden işleri, sergileri yazan ben, bazen ne diyeceğimi bilemiyorum. “Arkasında bir hikayesi vardır mutlaka, bakıp sana dönerim,” gibi muğlak cevaplar veriyorum, çünkü benim de fikrim yok!

son

Burak Delier, Agos’ta keyifle okuduğum röportajında bu, “sanat eseri nedir, nasıl, kime göre tanımlanır” konusuna çok güzel bir dokundurma yapan işinden bahsederken, müze, galeri, koleksiyon, gazete ve dergilerin kurumsallaşmış inandırma ve onaylama mekanizmaları olduğunu söylemiş. “Bir yapıt MoMA’da sergileniyorsa, izleyici olarak sizin onu reddetme potansiyeliniz giderek azalır… Çünkü siz izleyici olarak öznelliğinizi, kendi fikrinizi, katılım şartınızı ve işi sahiplenme potansiyelinizi kaybedersiniz. Kurumsal sahnede tatlı bir dayatmayla olur her şey.

…Bir grup zengin, sanat fuarına gidip iş satın alıyor. Bu sırada herkes birbirini onaylayan tavırlar içinde. Dışarıdan bakan biri için bu dolandırıcılığa benziyor. Sanatın bu yönü sorunlu olsa da, yeni dünyalar açma ve düşünceyi genişletme potansiyeli de taşıyor.”

birak

Sonuç olarak, gerçekten bir hikayesi olabilir o anlamadığınız eserin. Ben ona bakıp bilahare döneceğim. Siz o arada Pilot Galeri’deki Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti’ne gidin. Çünkü orada anlayacak, hatta kendinizi göreceksiniz.

Şimdi yemin zamanı!:

‘Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti’nin bir üyesi olarak;

Elimden geldiğince bütün yeteneğim, gücüm ve olanaklarımla her zaman yalan söyleyeceğime;

Doğru bildiğim yoldan hiçbir koşulda şaşmayacağıma;

Sahte olan her şeye inanacağıma, hakiki olanlardan sakınacağıma;

Zengin ve fakir arasında fark gözetmeyeceğime, zenginden alıp fakire, fakirden alıp zengine, mümkün olduğunda her ikisinden alıp her ikisine de vereceğime;

Din, milliyet, ırk, cinsiyet farkı gözetmeksizin her budala ve kurnaza hiçbir koşulda acımayacağıma ve bütün vicdanımla davranacağıma;

Hiç kimseye ve herkese güveneceğime;

Aldatan ve aldatılan, kandıran ve kandırılan, dolandıran ve dolandırılan arasında ayrım yapmayacağıma;

Bütün budala ve kurnazların düşüncelerine, teorilerine, arzu ve korkularına saygı duyacağıma, onlara hiçbir zaman hiçbir düşünceyi dayatmayacağıma;

Her zaman onları dinleyeceğime, fantezilerinin ve arzularının kölesi olacağıma, kendilerini gerçekleştirmeleri için bütün gücümü ve yeteneğimi kullanacağıma;

Hakikate ulaşmak ve ulaştırmak için budala ve kurnazların zihinlerini, arzu ve korkularını yönlendireceğime ve manipüle edeceğime;

Bilinenlerden uzak durup bilinmeyenden korkmayacağıma;

Eyüplü Halit, George Manolescu, Prenses Caraboo, Selçuk Parsadan, ‘Sülün’ Osman, Waldo Demara, ‘Kont’ Viktor Lustig ve resmi ya da resmi olmayan, büyük harfle Tarih veya küçük harfle tarihte hikayeleri anlatılan bütün enayi, dolandırıcı, ahmak, sahtekar, avanak, üçkağıtçı, aptal, hilekar, budala ve kurnazların üzerine yemin ederim.’

 

Bu yazı, 3 Ocak 2017 tarihinde Hürriyet Kelebek’te yayınlanmıştır:

http://www.hurriyet.com.tr/uyelik-acildi-hur-budalalar-ve-kurnazlar-cemiyeti-40322366

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s