Modayı sanata dönüştüren sansasyonel, güçlü kraliçe: Franca Sozzani

Şimdi bir içinde bulunduğumuz durumu düşünelim… Bizim politik durumlardan bahsedip ilham verici bir portrenin altını kirletmek, ortamı çirkinleştirmek istemiyorum, o yüzden hafif örnekler veriyorum: Medya dünyasında patron devlete, çalışan patrona tatlı gözükmek için elinden geleni ardına koymuyor bugünlerde. Sanki karşındaki okuyucuların kullandıkları bir beyin yokmuş, gözleri körmüş gibi, mideleri bulanmış/bulanmamış kimsenin umrunda değil. Yukarıdan ne isteniyorsa, o yazılacak, o resim konulacak. Yıl George Orwell takviminde 1984’müş gibi, siyasal, sosyal, kültürel ne uygun görülüyorsa biz onu göreceğiz, bir onu okuyacağız.

Yıl 1988, halen Tanrı katında sayılan Vogue’un efsanevi editörü Anna Wintour Amerikan Vogue’unun genel yayın yönetmenliğine getirildiği ay, Franca Sozzani Vogue Italia’nın genel yayın yönetmeni oluyor. Amerikan pazarlama harikalığından olacak, Anna’nın adı hep Franca’nın önünde bana kalırsa ama Vogue’un duruşunu, moda dünyasının yönünü değiştiren kadın, Franca Sozzani.

Franca Sozzani, göreve geldiğinde düşünüyor; İtalyanca, sadece İtalya’da konuşulan bir dil. Peki biz dünyanın diğer ülkeleri Franca’nın hikayelerini nasıl anlayacağız?  Fotoğraflarla… Vogue’un sahibi dev medya kuruluşu Conde Nast’ın Vogue ile ilgili ana hedefi, güzel tatlı kadınların, güzel kıyafetler giydiği ticari bir dergi çıkarmak. Franca’nın ise öyle bir amacı filan yok; Conde Nast’ın amacı da onu ilgilendirmiyor. Franca, kendilerini sadece onun anladığını söyleyen, kendisine hayran fotoğraf sanatçılarını serbest bırakıyor. Fotoğraflarda kıyafet göründü mü görünmedi mi diye sormuyor ve sanat eserleri ile modayı anlatıyor, modayı bir sanata çeviriyor.

6427048b

Örneğin; Rusya’da St Petersburg’da bir nehirde yapılan bir moda çekiminde Vogue’un iki sayfasında sırf nehir resmi var. Manken yok, kıyafet yok. Çünkü Franca’nın hikayesi o resimlerle tamamlanıyor. Pazarlamacıların, pazar araştırmacılarının ne dediğini asla önemsemiyor Franca. Kimse ona çek git diyemiyor; çünkü Franca, tek başına moda dünyasını işte böyle, hiç bitmesini istemeyeceğiniz bir senfoni gibi yönetiyor, yönlendiriyor. Tatlı kız fotoğraflarını sanatla değiştiriyor, moda kıyafetler olmaktan çıkıyor, moda hayatın kendisi oluyor, herkes Vogue Italia almak istiyor.

image

Büyük hayaller kurmalısınız, ne de olsa hayal kurmak bedava, diyor Franca. Kurduğu bütün hayaller herkesin hoşuna gitmiyor. Çünkü bamteline dokunuyor Franca. Plastik cerrahi ile ilgili bir sayı çıkartıyor, sadece siyahi modellere yer veren dünyadaki ilk ana akım moda dergisi sayısını çıkartıyor, BP’nin petrol sızıntısını bir sayısına konu ediyor, diğer bir sayıda savaş sahneleri modanın konusu oluyor. Franca kendinden konuşturuyor, işlerini eleştirtiyor, bazen nefret ettiyor, çiğ bulunuyor ama bir sonraki işini hep merak ettiriyor. Ben mesela, Vogue Italia’nın aile içi şiddet temalı sayısından rahatsız olmadan, bu kadar ciddi, insanın canını acıtan bir konunun moda konusu yapılmasına içerlemeden edemedim. Ama Franca, sosyal her konunun dergi sayfalarında yer bulması gerektiğini düşünüyor. Çünkü bir konu hayata dairse, modaya da dair!

image-title2

Franca, bir kez evlenmiş, 3 ay içerisinde boşanmış ve oğlu Francesco Carrozzini doğduğunda babasının kim olduğundan emin değilmiş bile. Nevi şahsına münhasır bir insan olarak, oğlunu diğer anneler gibi yetiştirmemiş, işinden başını kaldırıp bir kere bile çocuk parkına götürmemiş onu. Ama sonuç, belgeselini çekecek kadar annesini seven, ona hayran olan, annesinin hayattaki en iyi arkadaşı olan bir çocuk yetiştirmek olmuş.

Pek sevgili arkadaşı Gianni Versace ile ilk süpermodelleri keşfeden, moda dergiciliğinin seyrini değiştiren, Fransa’dan şeref madalyası alan bu muhteşem güçlü karakterin hayatının bizimle paylaşmak istediği kadarki kısmını, oğlunun çektiği Franca: Chaos and Creation filmi sayesinde, bu sene !f Istanbul‘da izleyebilirsiniz.

010-01-19-48-07-5434

Belgeselin bir yerinde Franca, yaşlanmaktan değil ama yaşlanıp çirkinleşmekten korktuğunu söylüyor. Franca, yaşının tüm güzelliğiyle, belgesel çekildikten kısa bir süre sonra kansere yakalanıp hayata veda etti. Moda dünyasına tarzını, moda dergiciliğine yönünü ve kadınlara ilham veren duruşunu miras bıraktı: “Hatalarım mı? Hatalara çok takılmamak gerek. Her gün yeni bir hayat başlar. Sayfayı çevir ve yeni güne başla…”

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s