Bir çay koyayım da tasarım konuşalım

Artık bir çok tasarım Türk kahvesi fincanı var alabileceğiniz. Pek de güzel gözüküyorlar. Havalı… Ama işte oturmuşuz şöyle hep beraber anneanne, babaanne çoluk çocuk, torun torba, içmişiz kahvemizi; bitirdiğimizde havalı fincanları çevirip kahve falı kapatamıyorsun.  “Yeni havalı tasarım” buna el vermiyor. Oldu mu şimdi? Olmadı! 1898 yılında kurulan bir aile geleneğinin bugünkü temsilcisi Sandro Moreno….

Ekin Bernay ile Zamanı Belgelerken…

İstemek bizim ata sporumuz. Ağaca çaput bağlar, isteriz. Türbeye gider, isteriz. Kahvemizi içer, fincanı tabağa ters çevirir, isteriz. Bahar gelince ateş yakar, üzerinden atlar, yine isteriz.  İstanbul’da her ayın birinde her dinden insan, Unkapanı’nda bir kilisenin önünde kilometrelerce kuyruk yapar, sadece ve sadece istemek için. Bu kadar isteyen insanlarken durup kendimize hakikaten “Ne istiyorsun?” diye…

Baksı Müzesi: İnsanın dünyaya anlam katma çabası

En çok görmek, deneyimini yaşamak istediğim yerlerden biri Baksı Müzesi. Bugün, yarın… Derken işte bak, kapınıverdi dünya. Dünya kapansa da Baksı Müzesi hep yerinde. 20 yıldır… Tek başına, Anadolu’nun bir tepesinde, çevresine dostlarını, meraklılarını, halkını toplamış. İnanmış, özenmiş, kafa yormuş, çaba sarf etmiş, yılmamış. Bugün herkesin yarın için endişelendiği bir ortamda, bir korkusu yok kurucusu…

Gerçeklik-sonrası, cesaret öncesi: Soytarılar ve Melekler

İpek Duben hakkında yazı yazmakla elbet boyumdan büyük bir işe kalkıştığımın farkındaydım… 1941 İstanbul doğumlu sanatçı, 60’larda öğrenip görüp sonra bir süre yaşadığı ABD’den 70’lerin sonuna doğru Türkiye’ye döndüğünde geleneksel olan ile modern zihniyetin bileşiminin kendi kimliğindeki varlığını ifade eden bir resim dili arayışı içindeydi. Duben ileriki yıllarda bir kadın sanatçı olarak sanat ortamına ismini…

Dijital sanat aktörleri konuşuyor – 3: Mixer

Mixer Galeri, kapısı genç sanatçılara açık, birkaç sanat temsil etmek yerine geniş bir genç sanatçı portföyü bulunan, dijital işleri seven, Juma Karaköy’deki fiziksel mekanının yanısıra uzun süredir internetten de satış yapan bir galeri. Mixer’in genç ruhu ve tatlı ortamı fiziksel galerilerini diğer galerilere göre daha davetkar kılarken, çevrimiçindeki uzun süreli varlığı da farklı kitlelere ulaşmak…

Dijital sanat aktörleri konuşuyor – 2: Kolekta

Yeni dönemle yükselen çevrimiçi sanat yazı dizisinin Türkiye ayağında bu haftaki konuk, Kolekta. Geçtiğimiz Haziran ortası tam da tahmin edilemeyen pandeminin çevrimiçini yükseldiği bir dönemde hazırlıkları tamamlanarak açıldı Kolekta. Kolekta’nın kurucuları, aynı zamanda farklı branşlardan yeni mezun öğrencilerin çalışmalarını aynı çatı altında bir araya getiren, Türkiye’deki ilk kolektif Güzel Sanatlar Fakülteleri yeni mezunlar sergisi olan…

Çekincesiz hayaller, yollar ve doğada bir adam

“Bugün çok güzel bir gündü. Şahane bir kahvaltı yaptım, sonra da denize girdim, acayip keyifliydi,” diye anlatıyor telefondaki ses. Birinden tamamen pozitif şeyler duymayalı olmuş bir süre…  Ama zaten karşıdakinden daha farklı birşey de beklemiyordum, diye düşünüyorum.Telefonun ucunda 9 ay önce karavanıyla İzmir, Bayındır’da bir köye yerleşmiş olan Erin İlkcan Aslan var. 2018 kışında Ankara’ya…

Bırak kaçsın, dolansın keçiler

“Şairin Beatrice’i öldü, esin perisi yok. Her şair, kendi günah keçisini beklesin artık ya da Mefisto’sunu. İnsanlığın günahları yüklenerek çöle salınacak o keçi, çöllerde değil, sanatçıların ruhlarında geziniyor… Sanatçı için de her şey büyülü, düşsel bir gerçekliktir. Düş gücüyle yeniden yaratılsın diye var olmuştur yeryüzü. Esin keçilerinin küçük çanları çınladığında dünya ilk günkü sessizliği ve…

Bir Performans Olarak “Erkeklik”

Sinan Tuncay, yeni sergisinde mahalle maçından çıkıp minibüse biniyor, tıraşını olduktan sonra bizi bir düğün salonuna götürüyor. Askerde, berberde, mahallenin işte oradaki köşesindeki adamlarla sizi karşılaştırıyor. Tam önlerinden geçerken laf attılar; ne oldu, rahatsız mı oldunuz? Atmazsa onun “erkekliği”ne ne olacak, hiç düşündünüz mü? Tuncay toplumsal cinsiyet rollerini, C.A.M. Gallery’deki “Olamadığım Adamlara Mahsustur” sergisinde üzerine…

Yelken, form, fonksiyon

19. yüzyılın sonlarında, bir grup sanatçı, modern üretimin ruhsuzluğu ve sanatın toplumla olan bağının koptuğu endişeleriyle, güzel sanatlarla işlevsel tasarımı yeniden bir araya getirmeyi ve sanatsal ruh ve bakış açısıyla pratik nesneler yaratmayı hedefleyen Bauhaus Enstitüsü’nü kurdu.   Bauhaus hakkında araştırma yaparken Harry Potter’ın Hogwarts’ını okuyor gibi hissediyorsunuz. Alanında isim yapmış, seni düşünmeye, keşfetmeye iten sanatçı…