Savaş, Seyircileri ve Kadınlar: Bim Bam Bom Çarpınca Kalp

Savaş, sadece duvarlarda senelerce kalan kurşun delikleri açmaz. Savaş, ona maruz kalanların ruhlarında da delikler, derin yaralar açar. Şiddet, dehşet ve aşağılanmayla birlikte gelir. Acımasız güç, en çok kadınların ve çocukların üzerine çullanır. Savaşı uzaktan izleyen bizler ise ancak eski kıyafetlerimizi, küçük yardım paketlerimizi göndermek, üzüntümüzü dile getirmek gibi sembolik hareketlerle acıyı paylaşır gibi yapar ve aslen olan biteni bir film gibi izleriz.

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Balkanlar üzerine yüksek lisans yaparken bu küçük coğrafyadaki şiddetli, dehşetli, kaotik ilişkileri hiçbir zaman anlayamayacağımı düşünmüştüm. Savaşlar üzerine yaptığım ikinci yüksek lisansımda ise Kıbrıs ve Bosna-Hersek’i karşılaştırmıştım. Devletsizlik hali karşılaştırması, kaos ve potansiyel çözümler… İnsana en yakın dallardan olan sosyal bilimlerde dahi savaş, kağıt üzerine geçtiğinde üzerinde teoriler ürettiğimiz bir matematik problemine benzer. Sosyal bilimciler birbirlerinin tezlerini çürüterek ve en doğru çözümü kendilerinin bulduğunu iddia ederek bilimsel makaleler üzerinden atışırken savaşın ürpertici gerçekliği kurbanlara kalır.

Kurbanlar ve saldırganlar dışında, bir de kurtarıcı rolünü üstlenenler vardır. Birleşmiş Milletler, tarih boyunca bu rolün, başka pek de gönüllü olmadığı için ana, fakat hiçbir zaman rolünü iyi kıvıramayan talibi olmuştur. Üç yıldan fazla süre içinde yaklaşık 300.000 sivilin katledildiği, binlerce kadının tecavüze uğradığı, masum sivillerin toplama kamplarında açlığa terk edildiği modern savaş tarihinin en uzun kuşatması olan Bosna Kuşatması’nda da Srebrenitsa katliamına seyirci kalan bir kurtarıcı başrolü izlemiştik Birleşmiş Milletler’den.

DİŞSİZ…? BIYIKLI…? BOK GİBİ KOKUYOR…? BOSNALI KIZ! 

Çocukluğunu savaşla geçiren ve babasını savaşta kaybeden sanatçı Sejla Kameric, 2003 yılında bu kıvrılamayan rolün ipini çarpıcı bir poster ile pazara çıkarır. Kameric, savaş sonrasında Srebrenitsa yakınlarındaki Potocari’de Birleşmiş Milletler Koruma Gücü’nde görevlendirilmiş Hollandalı askerler tarafından kamp olarak kullanılan bir fabrikadaki fotoğraflardan çok etkilenir. Henüz çok genç olan, bırakın kurtarıcı olmayı savaşla ilgili hiçbir bilinçleri, farkındalıkları olmayan ve Bosnalıları “kurtarmaya” gönderilen askerlerin yer yer pornografik ve aşağılamalar içeren duvar resimlerini, sloganlar yazmışlardır. Kameric , savaşın kadınlara olan zulmünü göstermek için kendi fotoğrafı üzerine, askerlerden birinin yazdığı duvar sloganını yazarak basit ama dehşete düşürücü bir poster ortaya çıkarır: Dişsiz…? Bıyıklı…? Bok gibi kokuyor…? BOSNALI KIZ! Poster o kadar yankı ve rahatsızlık uyandırır ki Saraybosna’daki Amerikan Konsolosluğu posterin binaya yakın sokaklardan kaldırılmasını ister. Rahatsızlığa karşın, Bosnalı Kız posteri, ilerleyen yıllarda Bosnalı kadınların protestolarda gururla taşıdıkları bir sembol haline gelir.

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Sejla Kameric’in Bosnalı Kız posterinin de bir edisyonunun yer aldığı Arter’deki BimBam Bom Çarpınca Kalp sergisi, savaşın izlerini ve uyandırdığı rahatsızlığı İstanbul’a taşıyor. Sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisindeki işlerin çoğu, kendisinin Bosna Savaşı’na (1992–1995) dair deneyimlerine ve anılarına dayanıyor. Kadın gözünden savaşı, her gün pencereden bakılan duvardaki kurşun izlerinin (Haziran Her Yerde Haziran) duvarlardan silinseler de insan ruhundan silinmeyeceğini algılıyorsunuz bu sergide. Savaş sırasında tecavüze uğradıktan sonra kendini asan Ferida Osmanovic’in duvarda şiirlerin aktığı bir enstalasyonun önünde yavaşça dönüp duran naif beyaz elbisesi (Geriye Kalanlar), Bosna’daki kırılgan kadın ruhlarını yaşatmaya devam ediyor.

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Hem anneannesinin (II. Dünya Savaşı) ve hem annesinin (Bosna Savaşı) savaş sırasında hayatta kalabilmek için mücevherlerini yemekle değiş-tokuş ettiklerini anlatan Kameric, bir gün kendi ailesi için parmaklarındaki aile yadigarlarını vermeye hazır… – 30 Yıl Sonra

TANIDIK GÜRÜLTÜLER, GÖRÜNTÜLER

Savaşın anlatıldığı bir sergide günümüzden ve yaşadığımız coğrafyadan izler bulmak, bir bilmece oyunu kadar oynamak kadar keyifli olmuyor fakat kendinize engel olamıyorsunuz… İstanbul’dan izleyici konumunda olduğumuz, ister Suriye deyin, ister Sur, yakınımızdaki yıkım ve şiddeti anlamak için iyi anlaşılması gereken bir egzersiz ödevi gibi Kameric’in sergisi.

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Güvenlik için bantlanan pencereler, bir gürültü sırasında daha büyük parçalar halinde dağılarak daha tehlikeli oluyorlar. Güvenlik ve korunma hissi cam kadar kırılgan, diyor Kameric. – Kırılgan Ümit Hissi

GÜNDÜZ DÜŞLERİ

Örneğin; İsimsiz/Gündüzdüşleri işinde düş kuran Kameric’i izlerken siyasi ses ve sloganları duyuyorsunuz. Aslen farklı coğrafyalarda da olsa benzer politikacılar tarafından defalarca tekrarlanan içi boş sloganlar, Kameric’in gündüz düşleri arasında akıp gidiyor. Hayat da işte böyle. Gündüz düşlerimiz arasında politikacılar bize televizyonlardan içi boş sloganlarla bas bas bağırıyorlar.

Sergide 3 filmin sırayla gösterildiği salona girdiğinizde, sokakta rastgele ölenlerin haberi gelirken Kırmızısız Geçen 1395 gün filmini izleyip anlamak, daha da önemlisi hissetmek, bizler için daha fazla anlam kazanıyor. Filmde sokaklarda keskin nişancılardan korunmak için asılı çarşafları ve sokak aralarında trafik ışığı bekler gibi nişancıların durmasını bekleyen insanların bekleşmesini izliyorsunuz. Sırası gelen koşarak karşıya geçiyor. Kameric’in babası da keskin nişancılar tarafında öldürülmüş ve sanatçı her gün babasının öldürüldüğü noktadan geçmek zorundaymış. Kameric, o yolllardan yürürken gelecekte kendini aynı yoldan yürüyen başka biri gibi hayal ettiğini anlatıyor verdiği bir röportajda.

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Bugün yaşamları tehdit edilen yollardan bir gün daha huzurlu, daha özgür bireylerin yürümesi için ve bunu hep beraber mümkün kılabilmek için savaşının insani yüzünün anlaşılması, kalplerin çarpması gerekiyor. Sejla Kameric’in Bim Bam Bom Çarpınca Kalpsergisi, 28 Şubat’a kadar Arter’de o kalpleri bekliyor…

Savaş, seyircileri ve kadınlar: Bim bam bom çarpınca kalp

Not: Kameric, savaşın istatiksel ve insani yönünü bir araya getirip katliam kurbanlarının kimliklerinin belirlendiği bir proje tasarlamış. Sanatçı, iki yıl boyunca morglara, DNA laboratuvarlarına, mezarlıklara ve suç mahallerine giderek sivil toplum kuruluşları, kayıp yakınları ve toplama kamplarından sağ kurtulanlarla çalışmış, rakam, bilgi, video, fotoğraf toplayarak  büyük bir databank oluşturmuş. Ab uno disce omnes, yani Bir şeyden her şeyi öğren, inancıyla yola çıkılan bu yaşayan etkileyici projeyi incelemenizi tavsiye ederim.

Bu yazı, 4 Ocak 2016 tarihinde Hürriyet Kelebek’te yayınlanmıştır:

http://www.hurriyet.com.tr/savas-seyircileri-ve-kadinlar-bim-bam-bom-carpinca-kalp-40035373

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s