Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan Başka Türlü Bir Çeyiz

“Evde iş bölümü”… Hatırladın mı Hayat Bilgisi kitabındaki o sayfayı? En son SALT Galata’da Hale Tenger’in Sandık Odası’nda gördüm o Hayat Bilgisi kitaplarından. Hepsinde aynı çizgiler. Hem görsel hem o değişmeyen kafa yapısı olarak. Anneler, evi temizler, tabakları toplar, babalar işe giderdi…

Annenin işi gücü tabak toplamak. Anne akşam işe gitse bile (mesela favori kadınmesleklerimizden öğretmen olabilir ama zinhar mühendis filan değil), akşam gelir yemeğini yapar, o tabakları masadan o toplar. Hayat Bilgisi kitabında. Ve çoğu zamangerçek hayatımızda… İzlerim ben tabakları. Kim topluyor, kim toplamıyor diye. Misafirlikte erkekler koca göbekleriyle (nedense benim de klişem bu) kadınların hazırladıkları yemekleri yedikten sonra muhabbet ederlerken yine o tabakları kadınlar toplar.

Hayat Bilgisi kitabı da bayağı bayağı yalancı; çünkü iş bölümü filan yok. Kadınlar hem işe gidiyor hem tabak topluyor. Feminist Politika’da denk gelmiştim bir kere; derdimde yalnız değildim. Bir kadın yazar, o kadar tersini savunup, kendi evinde gerçek iş bölümüdüzenini kurup da bir misafirliğe gittiğinde diğer kadınlarla tabakları toplamaya niye birden koşturduğunu kendine sorduğunu yazmıştı.

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan başka türlü bir çeyiz

“Bu topraklarda bereket ve çöl bir arada… Ve herkesin bir yarası var.” 

Tabaklarla ilgili bu meselelerden dolayı, Sena’nın kadını konu alan tabaklarını Piartworks’te ilk defa gördüğümde çok anlamlı olduğunu düşünmüştüm. Uzaktan bakıldığında renkli çizimleriyle evlerde duvarlara asılan tarzda geleneksel görünen o tabaklar, yakından bakıldığında başlık parası, çocuk gelin, bekaret gibi konulara “ayıp” kavramının, “adet böyledir” diye görmezden gelinen acının, haksızlığın üstüne üstüne giderek sorguluyordu gelenekseli. Sena tabakları, heykelleri, keçeleri ile gelenekseli en vurucu şekilde kullanarak Çeyiz’ini toplamış ve altıncı sergisini The Empire Project’te açmış bu kez de. Sena, Çeyizini hazırlarken Anadolu’da umutlarını, hayallerini çeyizlere işleyen, sonra da birkaç koyun, birkaç bileziğe paketlenip bir mal gibi evlilik kisvesi altında satılan kadınları düşünmüş. Hem kadınları hem de toplumun beklentileri altında ezilen, kendisine uygun görülen hayatı yaşamak zorunda bırakılan, tanımadığı bir kadından aile kurmak zorunda bırakılan erkekler ve bu evliliklerden doğan anne-babalara  yabancı çocukları…

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan başka türlü bir çeyiz 

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan başka türlü bir çeyiz

Sanat ve doğanın iyileştirici gücü

Toplum olarak sanata uzak olduğumuz bir gerçek; kimilerince “entel işi, uğraşı” olarak görülen sanat ile toplumun birleşebileceği gerçeği göz ardı ediliyor çoğu zaman. Halbuki, başka dünyaların, güzelliklerin kapılarını açmak ve birbirimizi, “başkaları”olarak gördüklerimizi anlamak ancak o  başkalarının hayatlarını yaşarak ya da sanat ile mümkün. Ailesinin Şaman geleneğinden geldiğini söyleyen Sena, bu toplumun karşılaştığı üzücü ve ağır konuları anlatmak, olanlara dikkat çekmek için sanatını bir misyon olarak kullanıyor. Tılsımlar, yazılar, semboller ve renkler ile toplumun yaralarını sanat iyileştirmeye çalışıyor.

İyileştirme gücüne, şifa eline inanıyor. İyileştirirken bir şaman gibi doğayı da kullanıyor üstelik; Sena, kaligrafi çalışırken kağıtları yağmur yağdığında çimlere bırakıyor ve üzerlerine kök boyaları, mürekkep atıp sabaha kadar bırakıyormuş. Yağmur süresince ara ara çıkıp boya eklemeye devam ederek işlerinin fonlarını böyle doğayla ve yağmurla beraber hazırlıyormuş.

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan başka türlü bir çeyiz

 

Tabaklar ve Kadınlar: Sena’dan başka türlü bir çeyiz

Benim gibi tezcanlı insanlara hep bir durup nefes almaları, sakin olmaları söylenir. Bazen karşıma çok sakin, enerjisi çok yüksek insanlar çıkar. Bana enerji verirler; doğaya ve evrenin düzenine olan inançlarına ve bu inanç ve dinginlikten gelen sakinliklerine özenirim. Sena da kendisini takip edebildiğim kadarıyla işte böyle bir insan. Üstelik size sakinlik vermesi için illaki karşınıza geçmesine gerek yok, Sena’nın doğayla beraber, doğayı dinleyerek ortaya çıkardığı işleri iyileştirici gücüyle sizleri The Empire Project’te bekliyor…

 

Bu yazı, 17 Şubat 2016 tarihinde Hürriyet Kelebek’te yayınlanmıştır:

 http://www.hurriyet.com.tr/tabaklar-ve-kadinlar-senadan-baska-turlu-bir-ceyiz-40056511

 

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s