Beklentilerin üzerinde: Sakız Adası

Boşuna buralarda bir Yunanistan güzellemesi yapmama gerek yok. Hepimiz biliyoruz gerçekleri. Öyleki, en son bayram tatili uzadığında Zaytung, “Kurban Bayramı Tatilinin 10 Gün Olarak Açıklanmasının Ardından Yunanistan’da Olağanüstü Hal İlan Edildi…” diye haber yaptı; olmadı Hürriyet, infografiklerle Türklerin Yunanistan tatil çıkarmasını analiz eden haber yaptı.

Dolayısıyla lafı uzatmadan bir İzmirliden net Sakız Adası tavsiyelerine buyrun. İyi eğlenceler ve afiyet olsun, υγειά mας!

Adımımızı atıyoruz…

Çeşme’den Ertürk feribotlarına atlıyoruz ve 45 dakikada Kalimera Ellada! Eskiden pek rağbet yoktu ama şu an bir Türk turist istilası altında olduğu için o 45 dakikalık yolculuk öncesi mutlaka kiralayacağınız arabayı ayarlamanızı öneririm. Limanda da araba kiralayanlar hemen çevrenize üşüşse de biraz hesap gözetiyorsanız ya da sıkıntıya gelemiyorsanız kolaylık olur. Sakız oldukça büyük bir ada, dolayısıyla hakkıyla gezmek istiyorsanız araba şart.

İlk kez Sakız’a gidecekler icin maceraya gerek yok, merkeze yakın olan Grecian Castle otel olarak ilk tercih; onda yer yoksa sizi Chandris’e alalım.

Yunan yemekleri: Çok kolay gözüküyor ama evde yapınca aynısı olmuyor!

Şu Yunan salatası için kaç kişi böyle demiştir? Çat çut doğranan salata ve üstüne bir feta atıp yağ gezdir, o kadar. Ama yok; aynısı olmuyor!

Boğaz düşkünü şahsiyetim için Yunanistan’a gidenlere fiks önerdiğim yemekler: Yunan salatası (xoriatiki),  (şöyle şahane domates sosuyla) karides saganaki, bizden farklı olarak sirkede beklettikleri için bence çok daha iyi yaptıkları ahtapot ızgara ve patatesleri bandır bandır ye, peynir salatası dedikleri, tirokafteri.

Sakız’a özel önerilere gelirsek; bir akşamınızı merkezdeki Hotzas‘ın (Hocas) ağaçları altında keyifle yemek yiyerek geçirebilirsiniz. Önceden rezervasyon yapmanızı öneririm. Hotzas’da özellikle ne yesek derseniz; mücver, arapsaçı köftesi ve pancarlı kızartma, tatlı olarak da Sakız’da bol bol bulabileceğiniz pek bayıldığım bir basit buluş olan mandalina reçelli kese yoğurdunu tavsiye ederim.

Sakız’ın kuzusu meşhurmuş; onun için de mekan, Avgonyma köyünde To Asteri Taverna. Kuzu yanında da peynir içli patlıcan ve şarap… Al sana şahane bir yemek!

Eğlenceli, şarkılı buzukili bir gece geçirmek istiyorsanız Loukoumi; kısa vaktim var, limanda yiyeyim diyorsanız oradaki tavernalardan Tsikoudo‘ya alalım.

486475_10152027417425433_1281093848_n

Nereleri gezelim görelim?

4 ana yer tavsiye ediyorum:  Pyrgi ve Mesta köyleri, kendim gitmediğim ama yüzsüzce yazacağım Nea Moni ve (haliyle) merkezdeki çarşı. İlk başta bahsettiğim uzun yollar işte bu köyleri gezerken karşınıza çıkıyor…

20130407121704chios_pirgi12

Pyrgi, bence adada en görülmesi gereken, oldukça güzel bir mimariye sahip bir köy. Öyleki, 13. yüzyıldan kalma evler hala duruyor. Evlerin en dikkat çeken özelliği “xysta” denilen siyah-beyaz geometrik şekillerden oluşan duvar boyaması gibi gözüken bir el oyması tekniği. Bu boyamaların Cenovalılardan esinlenerek yapıldığı düşünülüyor. Duvara kum-sıva kaplama yapıldıktan sonra duvar beyaza boyanıyor ve elle şekiller kazınıyormuş.

IMG_0051.JPG

Diğer köy Mesta ise, adada orta çağdan kalma en eski köymüş. Korsanlardan korunmak için daracık yapılan sokakları labirent gibi. Taş evleri ve kemerleri ile bir film seti gibi olan köyde güzel vakit geçirilip bol bol artistik fotoğraf çekilebilir.

Bir UNESCO dünya mirası olan ve en eski Bizans manastırlarından olan (11.yüzyıl) Nea Moni, adanın popüler turistik yerlerinden. Görmeyi çok istemekle beraber öğleden sonra 1-4 arası uyuduklarını bildiğimiz papazlar ve içeri girememe sorunu sebebiyle sadece dışarıdan görmeye gitmeyelim dedik.

Bu arada uyku, adalıların genel hobisi. Bu sayıp döktüğün köylerin hepsi Türk turistler olmasa öğlen saatlerinde terk edilmiş gibi gözüküyor; çünkü herkes kapısını kapatıp uyuyor! Bu sebepten son tavsiyem olan limanın oradaki çarşıda vakit geçirme işini ya ilk indiğinizde sabah ya da akşamüstü yapmanız gerekiyor çünkü dükkanlar kapalı oluyor. Çarşının bana göre en önemli dükkanı yoğurt-peynir satan dükkan. (Mide düşkünüyüm demiş miydim!?) Adını hatırlamasam da kime sorsan gösterir, önünden geçerken anlarsın konseptli dükkan hep kalabalık. Bahsettiğim kese yoğurdu, reçel ve yöresel peynirleri oradan alabiliyorsunuz. Sipariş veriyorsunuz, ödüyorsunuz, feribotun kalkış saatinde de getirip teslim ediyorlar sıcakta ürünler harap olmasın diye.

Adadaysak elbet yüzeceğiz… Ve yine yiyeceğiz!

Yeterince direksiyon sallayıp sıcaktan bunaldıysak, artık deniz faslına geçebiliriz… Uzun kalacaksanız liste liste Sakız plajlarını internette bulabilirsiniz; ben en ilginç ve en rahat olanları paylaşıyorum.

IMG_0065.JPG

İlk tavsiyem, volkanik bir plaj olan Mavra Volia. Yunanca adlarından biri de Kara Taş olan plajda gerçekten de kocaman volkanik kara taşlar var. Böyle kumda yayılayım, güneşleyelim yeri değil yani. Volkanik bir coğrafya olduğu için denizi serin ve bir anda dehşet derinleşiyor. Denize daldığınızda sürekli birbirine çarpan o koca taşların seslerini duyuyorsunuz; ben çok sakinleştirici ve hoş bir deneyim olduğunu düşündüm.

Genel kumlu yayılmalı plaj keyfi için mekanınız Lagada. Lagada tarafında yemek yemek isterseniz yakınındaki balıkçı köyü oldukça keyifli. Bununla beraber Lagada’daki Nostos damak zevkine çok güvendiğim bir gezgin tarafından Yunanistan’ın en iyi restorantlarından biri ilan edildi. Risotto diye geçen ama aslen erişte olan deniz ürünlü, safranlı risottoyu tatmadan dönmeyin.

Burada yokmuş gibi marmelatınızı, kese yoğurdunuzu, peynirinizi kapın gelin, beraber yiyelim! İyi tatiller!

 

Reklamlar

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s