Uzo-mezeden daha fazlası: Atina’da kültür-sanat

Atina her zaman iyi bir fikir. Yakın, hem bize benzer hem farklı, yemekleri güzel, havası güzel, insanları rahat; 50 dakika uç ve birkaç gün geçir, kafanı dağıt, dön. İlk gittiğimde başkentten çok yazlık kasabaya benzettiğim, 2009’da 1 sene yaşadığım ve ondan sonra da her sene mutlaka gittiğim, gidip geldikçe de daha çok sevdiğim bir şehir oldu Atina. Kaç kere gitsem de Akropolis’in eteklerindeki Atina’nın ilk … Okumaya devam et Uzo-mezeden daha fazlası: Atina’da kültür-sanat

İnsanı başka bir dünyaya götüren Mardin Bienali

İnsanın kendine basit soruları tekrardan sorması iyidir. 10 yaşında kendine sorduğun soruyu 30 yaşında tekrar sorduğunda, bazen cevaplar aynı yalınlıktadır, bazen de hayatta aldığın yolu kendine hissettirir. “Sanatı neden seviyorum?” sorusu bana bu yolu hissettiren sorulardan. Evet estetik, evet yaratıcı, evet farklı pencereler açan bir araç sanat. Ama artık bana en çok dokunan tarafı, bana yaşattığı hissiyat. Küçükken çevreye ve hayata saf saf bakarken, büyüdükçe … Okumaya devam et İnsanı başka bir dünyaya götüren Mardin Bienali

Beklenmedik Sanat Şehri: Brüksel

Ankara için ne derler bilirsiniz; “Ankara’nın İstanbul’a dönüşü güzel!” Birçok Avrupalı için Brüksel’in yarattığı hissiyat da budur. Fransız ve Flaman toplulukların arasında kalan Brüksel merkezli Belçika hükümeti hep bir kimlik krizindedir, bürokrasi Avrupa standartlarına göre çok yavaştır, işler yürümez… Hem Avrupa Birliği’nin hem NATO’nun merkezi, expatlar ve AB memurları şehri Brüksel’in olumlu taraflarından biri, diğer Avrupalı çalışanların ülkelerine bir hızlı trenle birkaç saatte ulaşabilecek olmalarıdır. … Okumaya devam et Beklenmedik Sanat Şehri: Brüksel

İstanbul’un denizi, sokakları, duvarları!

Cumhuriyet tarihinin önemli eserlerinden İstanbul 4.Levent ve İMÇ’deki duvar panolarını Artisans Dergi‘nin Temmuz-Ağustos 2017 sayısındaki sayfaları internet okurları için paylaşıyorum. “Yaşadığımız kentin caddelerinde, sokaklarında yürürken, önlerinden geçip gittiğimiz yapıların, pek çoğunun farkına varmayız. Arada bir gözümüze çarpanların da ne zaman, ne zorluklarla, kimler tarafından inşa edildiklerini düşünmeyiz.” Doğan Tekeli, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’nın mimarlarından Hayatı boyunca birçok duvar panosu yapan  Miró, cam mozaik kullarak yaptığı Kuş … Okumaya devam et İstanbul’un denizi, sokakları, duvarları!

Beklentilerin üzerinde: Sakız Adası

Geçen senelerde bir bayram tatili uzadığında Zaytung, “Kurban Bayramı Tatilinin 10 Gün Olarak Açıklanmasının Ardından Yunanistan’da Olağanüstü Hal İlan Edildi…” diye haber yapmıştı… Aynı bayram Hürriyet Gazetesi infografiklerle Türklerin Yunanistan tatil çıkarmasını analiz eden haber yaptı. Türkler olarak tüketmeye endeksli insanlarız vesselam. Bakir bir koy bulduk mu, hop beach club nam-e diğer; gürültü, kalabalık, kötü servis, şişirilmiş fiyatlar dörtlüsünü oturtuveriyoruz oraya. İstanbullu turist gören sahil kasabası esnafı, … Okumaya devam et Beklentilerin üzerinde: Sakız Adası

Belçika’da Yemek Yenir!

En basit anlatımıyla, zamanında Fransa’ya katılmak istemeyen Fransızlar (Flemenkler) ve Almanya’ya katılmak istemeyen Almanların oluşturduğu, istemezukçuların birbiriyle de aslen çok iyi geçinemediği, devleti sık sık kriz yaşayan, haliyle de bürokrasisi bir hayli sıkıntılı olan bir ülke Belçika. Bir de kendi karışıklığı üzerine, diğer bir olamayanlardan Avrupa Birliği’nin başkenti oluyor Brüksel. Brüksel’de binalar güzel olmasına güzel, heybetli olmasına heybetli, belli bir tarihi, şirin sokakları var ama … Okumaya devam et Belçika’da Yemek Yenir!

Konuk Blogger – Ahmet Rüstem Ekici: 3100 Metre Yüksekte Bir Sanat Kampı

Sanatçı ve blogger Ahmet Rüstem Ekici, geçtiğimiz haftalarda deneyimlediği Göçebe Sanat Kampı günlerini ve bu deneyim sırasında üreterek sonrasında  Kırgızistan Ulusal Sanat Müzesi’nde sergilediği eserlerini kendi bloğunda paylaşmıştı. Ahmet’in izniyle bu ilginç deneyimi, eserleri ve deneyimden geriye kalan şahane fotoğrafları ben de paylaşıyorum. Keyifli okumalar!   3100 Metre Yüksekte Bir Sanat Kampı “Nomadic Art Camp” açık çağrısının videosunu ilk izlediğimde uçsuz bucaksız yeşil düzlükler, doğal hayat, … Okumaya devam et Konuk Blogger – Ahmet Rüstem Ekici: 3100 Metre Yüksekte Bir Sanat Kampı

Başımızda Mavi, Tatlı Rüzgarlar Esen O Yaz: Kaş

Kaş’la ilgili hissiyatın ne diye sorsalar, sanki biri bizi alıp oraya ışınlamış, acayip güzel zaman geçirmişiz, sonra bir bakmışım İstanbul’da ofiste uyanmışım, herşey bir rüyaymış derim. Küçüklükten kalma kafamda, genç abiler ablaların otobüslere binip yazlık ama annesiz babasız yerlere gidip güzel yanık tenler, küçük aşk hikayeleri ve bol bol Bodrum Bodrum şarkısı dinlenmiş dertsiz kafalarıyla geri geldikleri kareler var. Aslında çevremde hiç benden büyük yoktu, … Okumaya devam et Başımızda Mavi, Tatlı Rüzgarlar Esen O Yaz: Kaş

Bir Esintilik New York Sokak Sanatı

İster çıplak dolaşın, ister çok acayip bir kostümle, kimsenin acayip karşılanmadığı, istediğiniz marjinalliği yapın, insanların nadiren ikinci kez dönüp baktığı bir şehir New York. Harlem’inden Upper East Side’ına, China Town’dan Little Italy’sine çok zengin, çok fakir, orta halli, Meksikalı, Hintli, Çinli birçok farklı ekomik seviyeden, ırktan insanın Amerikalı olmakta birleştiği bir yer. Filmlerde gördüğümüz Amerika, ilk gördüğünüzde orada olduğunuza inanamadığınız, vakit geçirdikçe sevdiğiniz bir acayip şehir… … Okumaya devam et Bir Esintilik New York Sokak Sanatı

5 Günde New York: Bitmesin de Dönmeyelim

New York ile ilgili anahtar kelime ne derseniz, “Beklemek” derim. New York’a gitme zamanı gelsin diye bekliyorsun, uçakta 10 saat geçsin bekliyorsun, varınca da kahvaltı etmek için, müzeye girmek için, bara girmek için, bilet almak için, olmadı bir şeyler atıştırmak için bile bekliyorsun da bekliyorsun! Güzel, lezzetli, keyifli şeylere ulaşmanın parayla değil sırayla olduğunu öğretiyor sana New York. İyi haber ise tüm beklemelerin karşılığını bulduğu! … Okumaya devam et 5 Günde New York: Bitmesin de Dönmeyelim