Gezi Sanat Şehirleri

San Francisco’da duvar resimleri ile muhalefet

Belli bir yaşanmışlıktan çıkıp popüler olan ve içinde hala o yaşanmışlıktan izler barındıran mahalleler favorim. Fazla hijyenik, fazla planlı, fazla “hoş” yerler kabul olmuyor bünyemde.

Google’da adını yazdığınızda adının ardına takılan “Güvenli mi?” sorusu ile araması tamamlanan mahallelerden San Francisco’nun Mission Mahallesi, beni şehre ilk gittiğimde çeken, sonraki ziyaretimde de mutlaka tekrar yolumu düşürdüğüm bu yaşanmışlığı olan mahallelerden oldu.

San Francisco baktığınızda genel olarak hijyenik bir şehir sayılabilir aslında. ABD’nin en yüksek emlak fiyatlarına sahip bu şehrini teknoloji sektöründe çalışanlar dolduruyor bildiğiniz üzere. İstanbul, New York gibi şehirlerle karşılaştırdığınızda herkesin pek kibar olduğu, harala gürelenin olmadığı bir şehir San Franscisco. Hava hep bahar havası (yazsızlık beni bozuyor o yüzden bu kısmına pek aşık olamadım), maaşlar iyi, mekanlar bol ve çeşitli (sıradan bir barda kaç tane whiskey, kaç gin çeşidi olabilir siz SF’de görün!) ve size birçok deneyim sunuyor. Kafalar rahat, orada yaşayan arkadaşlarımdan iş arkadaşlarının bazen işe pijama ile bile geldiklerini, çünkü işini yaptığın sürece SF kültüründe kaçta girip çıktığının, ne giydiğinin bir önemi olmadığını duyuyorum. Bize geleceği kodlayan adamlar, gelecekteki çalışma dünyasını da yaşıyorlar gibi.

Teknoloji çocuklarının yeni dünyası ile –ABD’de olabildiği kadar artık- tarih ve etnik kültürler, bahsettiğim Mission Mahallesi’nde buluşuyor. 1776’de kurulan San Francisco’nun en eski mahallesi, belli bir döneme kadar avantajsız grupların yaşadığı, biraz daha alternatif bir mahalleyken bugün popülerleşip hip kafelerin restoranların doldurduğu bir yer haline gelmiş. O yüzdendir ki San Francisco turistik önerilerine baktığınızda örneğin bir Bi-Rite Creamery dondurmacısı başlarda yer alır. Tuzlu karamelli, balzamik çilekli gibi fantastik tatlar sunan dondurmacının şaka değil,1 kilometrelik fantastik de bir kuyruğu olduğu için şahsen ben bu fanteziye katılmadım, ama meraklısının aklında olsun. Dondurmacısının yanından pek beğendiğim Dog Eared Books kitapçısı ya da korsan olmaya karar verirseniz (bu da şaka değil) malzemelerinizi alabileceğiniz Pirate Supply Store gibi ilginç ve güzel dükkanlarda da vakit geçirebilirsiniz mahallede. Vaktin en keyiflisini ise hafta sonu dolup taşan, San Francisco’da yasal olan marihuana kokuları arasında Mission Dolores Park’ta çoluk çocuk, gençlik kalabalığının içinde geçirebileceğiniz gibi benim tercihim, bu yazının konusu olan duvar resimleri ile dolu pasajlarda da geçirme şansınız var.

The Women’s Building

Aslında Mission’a ilk ayak bastığınızda, benim gibi mahallede sizi nelerin beklediği ile alakalı bir fikriniz yoksa, ilk ipucunu nispeten orta büyüklükteki bir caddede rengarenk kadın çizimlerini gördüğünüz bu ve çizimler sayesinde gözünüzde devasa bir boyut kazanan The Women’s Building veriyor. İsminden de anlaşılacağı gibi kadınlara özel bir toplum merkezi olan Women’s Building, ihtiyacı olan tüm kadınlara destek kapısını açtığı gibi sosyal adalet ve cinsiyet eşitliği konularında da sözcülük yapıyor.

1971’de kapılarını açan bu binayı çarpıcı yapan şey, MaestraPeace Mural olarak anılan, 1992’de 7 yerel kadın sanatçının boyadığı duvar resimleri. San Francisconun en büyük ve en meşhur duvar resmi olan MaestraPeace, dünyanın farklı yer ve dönemlerinden kadın resimlerini içeriyor. Boyanırken 100 kadının yardım ettiği koca bina resmi, yapıldığından bu yana ufak yenilenmeler de geçirmiş ve size (en tepedeki anneye benzer kolları açık kadın figürüyle) kucaklar gibi muhteşem bir karşılama yapıyor.

Clarion ve Balm Pasajları ve ünüyle kendini tahliye ettiren sanat grubu

Women’s Building’i gördükten sonra, “Bu mahallede kesin başka hazineler var,” diyor ve eski dostunuz Google’a sarılıyorsunuz. O da sizi hayal kırıklığına uğratmayıp iki yanınızda uzun yollarda rengarenk görünüşlü, diğer yandan bol ağır politik mesajlı Clarion ve Balm pasajlarına (Alley) götürüyor. 1980’lerden bu yana insan hakları ile ilgili duvar resimlerinin yapıldığı bu pasajlarda resimler üzerinden polis şiddeti, centrifikasyon (sosyal mutenalaştırma diye geçiyor Türkçe’de bir diğer ismiyle), sosyal eşitsizlik sorgulanırken adaletsizliklere baş kaldırmış kahramanların resimleri de baş köşede yer alıyor.

Bu pasajlardan özellikle görmeniz gereken Clarion Pasajı, Clarion Alley Mural Project (CAMP) oluşumu altında 1992’den beri boyanıyor. Duvar resimleri sürekli değiştiği için pasaj bu zamana kadar 700 farklı duvar resmi görümüş geçirmiş. Resimleri kimin nereye yapacağını organize ederek projeyi götüren CAMP, sanatçıların yönettiği yaratıcı kamusal sanat ortaya koyma amaçlı bir grup. Resimlerde mutlaka politik, ekonomik ve sosyal adalet ile ilgili mesajlar veriyorlar ve dezavantajlı grupların haklarını savunuyorlar. Yüzlerce sanatçıyı destekleyen CAMP, boyadıkları sokakları kendi kendinize gezmenizi öneriyor; çünkü kapitalist düzene karşı duran bu grubun işleri (tabii ki) kapitalist düzenin bir oyuncağı olmuş ve birçok tur şirketi, grubun işlerinin yer aldığı sokağı para karşılığı gezdirmek için reklam yapıyor. Bu konuda oldukça kızgın olan grup, web sitesinde asla para vermemeniz gereken bu turların adlarını da listelemiş.

CAMP grubunun kızgın olduğu bir diğer konu ise, bahsettiğim gibi aslında daha çok dezavantajlı grupların yaşadığı Mission mahallesinin artık popüler bir mahalleye dönüşmüş olması ve havalı gözükmek isteyen burjuvazinin Mission’a taşınarak mahallenin kira fiyatlarını delice arttırmış olması. Bu emlak hareketliliği sebebiyle CAMP sanatçıları sanatlarını ortaya koydukları bu mahalleden taşınmak zorunda kalmışlar. Hatta öyle ki, bireysel taşınmaların üstüne bir de CAMP topluluğun kendisi de Mission’daki antrepolarından tahliye edilmiş. Hem de “CAMP’in işlerinin yer aldığı, havalı ve farklı Mission deneyimini siz de yaşayın!” konulu emlak ilanları sayesinde!


Birbirlerini yiyen solcular hikayesi misali, CAMP’in sevmediği ve “aman turlarına gitmeyin” dediği bir diğer sokak sanatı grubu Precita Eyes Muralists’ten de son olarak bahsedeyim ki objektif olmuş olalım. Precita Eyes, web sitesinde yazanlara göre 1977’de kurulmuş, CAMP gibi kamu odaklı bir sanat organizasyonu. Precita Eyes’ın ana amacı ise farklı etnik yapıların yer aldığı Mission Mahallesi’nin kültürel mirasını korumak ve canlı tutmak. Bu amaç çerçevesinde mahalledeki çocuklara ve büyüklere düşük fiyatlı sanat dersleri sunan grup, farklı kitleler için de duvar sanatı workshopları ve bahsettiğim gibi, Mission sanat alanları için turlar sunuyorlar. Evet, CAMP’ten daha ticari bir topluluk ama Precita Eyes’ın da işlerine göz atmaya değer.

Yolunuz bir gün San Francisco’ya düşerse gidip o mahallede o tacoyu yiyin ve o duvarlar arasında gezinin. Düşmese bile de bu sanat topluluklarından ve birlikte yıllardır neler başardıklarından haberdar olun. Özlediğimiz sanatsal muhalefetin pek renkli bir örneği Mission’da zira…

Bu yazı, 17 Şubat 2019’da Gazete Duvar‘da yayımlanmıştır:

https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2019/02/17/san-franciscoda-duvar-resimleri-ile-muhalefet/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s