Pamuk Prens Karantinada Muayyen Gününde

Muayyen gün – Ekşisözlük, ilk madde: Ortalama 28 günde bir cycle eden, kadınları çekilmez kılan gün(ler).

Bazı insanlar başka bir algı, başka bir göz, başkalarında olmayan harika yeteneklerle doğar. Bunları kullanmasını keşfeder (ki bu, bu coğrafyada oldukça zorlu birşeydir diye düşünürüm), üzerine çalışır, o ham yeteneğin üzerine bilgi ve yeni pratikler ekler ve biz daha az yetenekli insanların hayranlık duyacağı harikalar sunarlar dünyaya. Meltem Şahin, bana göre o insanlardan biri. Yakın yaşlarda olmamız, benzer okullarda olmamız daha da etkiliyor beni. Aynı kalabalıklara karıştığım insanlardan biri acayip yetenekli ve acayip akıllı. Elinde sihirli bir değnek var gibi… Ne güzel bir şey!

Bilim, teknoloji ve sanat

Meltem Şahin’in işleriyle ilk 2016’da Mixer’deki Negative Pleasure sergisi ile tanışmıştım. Hafızamda karanlık bir oda, fonda bir motor sesi ve gözlerimin önünden ekranda, sayfalarda, oyuncaklar halinde gelip geçen renkli animasyonlar… Negative Pleasure, aslında ilk olarak ABD’de seyirci önüne çıkan, yüksek lisans tez sergisiymiş. Amerika’da duvarı boyamaktan elektrik devresine herşeyi kendin yapmak durumunda olduğu için özellikle oyuncakların daha prototip sunulduğu sergi, Türkiye’ye gelip de her işi bilen usta mucizesi ve Meltem’in elektrik elektronik ve makine mühendisi arkadaşlarının destekleriyle daha gelişmiş olarak sunulmuş Türkiye izleyicisine.

Başlarken ham yeteneği işlemekten bahsetmiştim, o yüzden biraz ABD macerasına da değinmek istiyorum Meltem’in. Bilkent Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Fullbright bursuyla Maryland Institute College of Art’ta yüksek lisansa başlayan Meltem’in amacı, çocuk kitabı illüstratörü olmakmış (ki çocuk kitabı illüstrasyonları da mevcut). Fakat bu okulda özellikle ilk yıl her hafta yeni bir teknik öğrendikçe, vizyonu genişlemiş Meltem’in. Lazer kesim ve üç boyutlu baskı, özellikle ilgisini çekmiş. Grafik tasarım ve illüstrasyon alanlarında ünlü okulunda NASA’dan bile bir öğretmeni varmış; bilim ve teknolojinin sanatla buluşabileceğini keşfedip bu fikirden çok etkilenmiş. Böylece sanatsal yeteneğini sayısal geçmişiyle birleştirerek, bugün işlerini gördüğümüz dijital sanat alanına kaymış.

Akıllı Futbolcu Kraliçe

Uzun zamandır takip ettiğim Meltem’e sonunda bir sosyal sorumluluk projesi üzerinden ulaştım. Hem bu projeyi tanıtıma katkıda bulunarak çorbada tuzum bulunsun dedim, hem de son dönemde izlediğim iki projesi ile ilgili sorular sordum. Sebebi ziyaretim, sosyal sorumluluk ile başlarsak, kırmızı, çocukların elinden çıkmış, cinsiyet kodlarını aşan, çok hoş bir kitap buldum, kaçırmam! Öykü Özgencil’in kurduğu Incomplit platformu, farklı katılımcıların dahil olduğu sosyal etki yaratan projeler geliştiriyor ve gelirleri derneklere bağışlıyormuş. BU projelerden biri, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD- ASAM) ile yürütülen Suriyeli ve Türkiyeli çocuklara 12 haftalık bir toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleriymiş. Her hafta farklı bir tasarımcı, sanatçının dahil olduğu programa, Meltem Şahin de Pamuk Prensler ve Uyuyamayan Güzeller projesi ile dahil olmuş. Proje kapsamında çocuklara kahramanlarını/ileride olmak istedikleri karakterler çizdirilmiş. Bu proje ile, insiyet kalıp yargılarını yıkma ve cinsiyet kimliğinin çeşitli ve olumlu ifadelerini teşvik etmek hedeflenmiş. Çocukların çizdikleri karakterler mix&match – eşleşme kitabı (modüler kitap – bir sayfayı 3 parçaya ayırıp tek sayfayı bir çok eşleşme yapabileceğiniz) haline getirilmiş ve hibrid karakterler oluşturulmuş. Öykü Özgencil’in de fikriyle, sadece görsel olarak değil sözle de yargılar kırılmak istendiğinden her parçaya bir sözcük de yazılmış. Narin güzel prenses, tarıma meraklı prensese, o da tarıma meraklı gezgin krala dönüşüyor mesela… Sabancı Müzesi, OMM gibi müze dükkanlarının yanısıra internetten de satın alabileceğiniz kitabın satış gelirinin tamamı, SGDD-ASAM’a gidiyor.

Muayyen günün güzelleri

Pamuk Prensler ve Uyuyamayan Güzeller, Meltem Şahin’in cinsiyet kalıpları ile ilgili ilk projesi değil. Amerika’ya gittiğinde çok farklı gördüğü cinsiyet odaklı davranış biçimleri,Türkiye’de pedin siyah poşette verilmesi, kadınların sinirli, üzgün bir zamanında her zaman “O gününde misin?” soruları gelmesi, kadınların iş hayatında karşılarına çıkan engeller, Meltem’in kafasında PMS projesini doğurmuş.

Doğaya ait bir konu olan PMS’i erkeklerin domine ettiği teknoloji alanı ile birleştirerek, tamamı kadın sanatçılarla Türkiye’nin ilk artırılmış gerçeklik sergisini ortaya çıkarmış Meltem. İlki Bant Mag’in Kadıköy’deki Bina’sında, ikincisi Bomontiada’da gerçekleşen sergide, duvarlara posterler yerleştirilmişti. Durağan görsellere telefondaki uygulama ile baktığınızda, hareketli animasyonlar gördüğünüz sergide; kadınlara ait, dışardan donuk gözüken premenstrual sendrom deneyiminin, içeriye bakıp da gerçeği gördüğünüzde canlı bir deneyim olması sembolize ediliyordu. İşleri ilk gördüğümde çok heyecanlandığımı ve etkilendiğimi net hatırlıyorum. Dijital hayatımıza çok hızlı girdi ve hep buradaymış gibi hissediyoruz ama telefon uygulaması üzerinden eser izlemek çok büyük bir yenilikti ilk sergi döneminde… İlk artırılmış gerçeklik sergisini yapan kadına tebrikler!

Bugün üçüncüsü Instragm’daki Ohhh My PMS! hesabı üzerinden gerçekleşen sergiye, bu kez heteroseksüel ve gay erkekler, transbireyler de katılmış. Konuşulamayan bir tabu ile ilgili herkesin farklı deneyimi, gözlemini görmüş oluyoruz böylece… Sayısı yarı yarıya kadın – erkek olarak, Türkiye’den 22 sanatçının katıldığı serginin Türkiye ayağı sponsor bulunursa fiziksel de olacak; yurtdışı katılımcıları dijitalde devam edecek.

Bu arada bugünün gözde konusu, kripto sanata da değinelim; çünkü bu akım PMS sergisi için iyi bir çözüm olmuş. Buyurun size, elle tutulur, canlı örnek… Eski sergilerde yurtdışından katılan dijital iş yapan sanatçılarla hem buradaki satış fiyatları hem değişen döviz kuru sebebiyle para sorununu nasıl aşacağını düşünen Meltem için kripto çok iyi bir çözüm olmuş. Alıcının direk sanatçıya ulaşabildiği, aradaki galeri, kurum gibi denetleyicilerin ve bürokratik alanların kalktığı bu sistemde, dijital sanatçıların işlerini satması çok daha kolay olacak. Sen sergilersin ve iş sanatçıdan direk alınabilir. Senelerdir gif yapan ve özellikle Türkiye piyasasında bu işleri satmakta zorlanan Meltem Şahin için de kişisek olarak güzel bir gelişme kripto sanat… Nasıl yol alacağına karar vermek için bol bol okuyup araştırıyormuş bugünlerde.

Dertli gönüllere ilaç: Karantina Arkadaşı

Belli ki Meltem’in hem fikir, hem sosyal konu, hem teknik olarak çok beğendiğim işlerini sonsuza kadar konuşabilirim ama yazı, yazı dizisine dönüşmeden son hakkımı, dertli pandemik gönüllerimiz için kullanıyorum.

(Halen şaka gibi geliyor ama) tam bir sene önce, pandeminin başlangıcında, genelde hep neşeli olan sanatçının ruh hali, Mart ayında çok kaygılı bir hale gelmiş. Sürekli haber dinleyip özellikle kronik rahatsızlığı olan ve diş hekimi olduğu için çalışmaya devam eden babasıyla ilgili paranoyalar geliştirmiş. Sonra bakmış olmuyor, sakinleşmek için boncuk işlemeye başlamış. Boncuk işlemek çok yavaş ilerleyen bir iş, benim de elim yavaştır; iki yapar bir durup düzeltir, yeni şeyler eklerim, diye anlatıyor. Böylece bir tane gözü bile bir haftada bitirmiş. Bu uğraş, sanat terapisi gibi gelmiş; endişelerini çok yatıştırmış Meltem’in. Sonra, gözlere çiçekli boncuklarla, sağlıklı bir göğüs işlemiş; kendine iyi geldiği gibi, herkese iyi gelsin, moral versin diye…

Aylarca süren bu çalışmada Karantina Arkadaşım ortaya çıkmış. Instagram’da Karantina Arkadaşım’ın parça parça bir araya gelişini, ilk adımlarını atışını görebiliyorsunuz. Sadece fiziksel bir “kişi” değil, bol metin ve hikayeyle de destekleniyor kendisi.

Meltem’in ve arkadaşlarının sarıldığı, kedilerin başından ayrılmadığı Karantina Arkadaşım ile ilgili en hoşuma giden hikaye, Terzi Saime Hanım’ın hikayesi oldu. Meltem ile annesinin bazı yerlerini düzeltmesi için Karantina Arkadaşım’ı götürdüğü, eşini yeni kaybetmiş, karantinada yalnız kalmış Saime Hanım, çok bağlanmış bu “kişi”ye. Adını Aliye koyduğu (ben de KA koyayım, herkes kendine göre bir ad koyuyormuş😊) KA’nın sürekli bir yerlerinin düzeltilmesi gerektiğinde ısrar etmiş. Örneğin, Meltem’in diğer amorf karakterlerine benzer, dört parmak diktiği KA’nın beş parmağı olması gerektiği konusunda, Meltem’in annesinin bunun bir insan olmadığı tezine karşın ısrar etmiş. Heyecanla Meltem’i arayıp dik durmayan boyun için vileda sopasını ikiye bölerek yerleştirdiğini haber vermiş bir gün de. Meltem arayıp durum sordukça “Aliye’yle iyi olduklarını ve çay içtiklerini,” bildirmiş. Saime Hanım’ın komşuları bile Aliye’yle tanışıp birer çay içmişler. Meltem sonunda KA’yı almaya gittiğinde, apartman olarak veda edilmiş.

Popülaritesi Saime Hanım’ın oturduğu apartmanı aşan KA, biz karantinada oturadururken İngiltere’ye uçtu. Londra’da çıkan bir fanzin için pozlar verecek ve Haziran ayında bir sergiye katılacak. KA giderken neden hoşlanır, neden hoşlanmaz, neye kapris yapar listesi de yapılmış. Bu süper star ciddi!

Velhasıl kelam, hem KA’yı hem Meltem’i takipte kalın… Bu ikilinin belli ki bize sunacağı çok fikir, çok yetenek, sonsuz bir hayal ve teknoloji dünyası var!

Bu yazı, 11 Nisan 2021’de Gazete Duvar’da yayınlanmıştır: https://www.gazeteduvar.com.tr/pamuk-prens-karantinada-muayyen-gununde-makale-1518833

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s