Muazzam bir sergi, eğlenceli bir öğrenim: Papko Art Collection

Sorsan biz pek milliyetçi, pek vatanperver bir ülkeyiz ama kendi sanat tarihimizden haberimiz yok. Okumuşunun, okumamışının, beyaz yakalısının, işçisinin… Sokaktan birini çevirip Türk bir ressam sorsan kaç kişi üç isim sayabilir mesela… Artık böyle konular lüks gibi duyuluyor ama bizim görsel hafızamızı oluşturan, ruhumuzu tuvallere döken üç isim bile bilemez çok büyük çoğunluk… Bu durum, kesinlikle sokaktaki insanların suçu da değil. İnanılmaz ama, yıllardır ülkenin başkentinde, en büyük şehrinde, lafta “en aydın” şehrinde resim heykel müzesi yok. Kültürüne, sanatına sahip çıkan her devlet vatandaşına bunları zaten ücretsiz sunuyor. Avrupa’dan Rusya’ya bizim gibi eski kıtanın sahipleri, dev ve bedava müzelerde kim olduklarını hatırlatıyorlar kendi halklarına. Biz ne yapmalıyız? Kitaplardan mı araştıracak herkes? Bu mudur herşeyin herkesin ayağına getirildiği 2020’lerde beklenti? (Not edelim, çok şükür, en büyük şehirde resim heykel müzesi yıllar sonra tekrar açıldı. Şu anki hali bize kırıntılar sunuyor ancak. Zamanla kat kat açılacakmış…)

Böyle bir durumda, iş özel müzelere (yeri gelmişken Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde devam eden Abdülmecid Efendi’nin hayatı ve sanatı üzerine kurgulanan “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” sergisini görmenizi tavsiye edelim) ve koleksiyonerlere, yani kişilere kalıyor. Böyle önemli ve büyük bir görevi kişiler devralır mı? Ne mutlu ki alanlar var. Güzel bir haber olarak, Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle, İstanbul’un Anadolu yakasında bugüne kadar düzenlenmiş (ki bu bile başlı başına bir acayip) en kapsamlı sergi, bir koleksiyoner sayesinde açıldı. İlki 2011’de gerçekleşen serginin 10 sene sonraki devamı niteliğinde, Metin Deniz küratörlüğünde PAPKO – Öner Kocabeyoğlu koleksiyonunu Alan Kadıköy’de görüyoruzbu sene. XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021 – PAPKO / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu isimli sergide, Türk resim tarihinin Paris ekolüne ait en önemli ressamlarından Abidin Dino, Adnan Çoker, Albert Bitran, Ara Güler, Avni Arbaş, Burhan Doğançay, Fahrelnissa Zeid, Ferruh Başağa, Fikret Mualla, Hakkı Anlı, Komet, Mehmet Güleryüz, Mübin Orhon, Nejat Melih Devrim, Ömer Uluç, Selim Turan ve Yüksel Arslan ve heykeltıraşlarından İlhan Koman, Koray Ariş ve Seyhun Topuz’un toplam 182 eseri bizlerle buluşuyor. Ayaklı bir tarih ve muazzam bir insan olduğunu duyduğum, tanışma fırsatına erişemediğim Metin Deniz’in sergiyi anlattığını videosunu, sergiyi görmeden Kadıköy Belediyesi Youtube hesabından izlemenizi öneririm.

Papko Art Collection

Sergiden önce, sizlere Papko Art Collection, nam-ı diğer Öner Kocabeyoğlu koleksiyonundan bahsederek bir giriş yapmak isterim. Sergiyi görmeden önce Öner Kocabeyoğlu’nun Nişantaşı Ralli Apartman’ındaki dostları, tanıdıkları ile paylaştığı Papko Art Collection katını ve diğer kattaki ofisini görme ve kendisiyle sohbet etme şansım oldu. Koleksiyon katı diye bahsettiğim nedir diye sorarsanız, Öner Kocabeyoğlu, 2003-2004 yıllarından itibaren toplamaya başladığı, bugün 100’den fazla sanatçının 2000’e yakın eserini kapsayan koleksiyonunun bir kısmını bu katta kendi küçük özel müzesi gibi gösteriyor. Bu alanda sergide de göreceğiniz (1940-1960 yılları arasında doğan sanatçılardan bir seçki, 1960 ve sonrası doğan, bugün galerilerden de takip edebileceğiniz daha genç sanatçılardan bir seçki ve son olarak dünyaca ünlü sanatçılardan bir seçki görüyorsunuz. Üzerine çok düşünülmüş, ince ince çalışılmış, rastgele toplanmamış bir koleksiyon bu. Öner Bey her gün birkaç saat, eserleri takip etmeye, koleksiyonu ile ilgilenmeye harcıyormuş. Koleksiyonu için doğru eserlerin peşine düşüp İsveç’ten, Danimarka’dan, İstanbul’daki birçok evden odaklandığı dönem ve sanatçıları toplamış. Bahsettiğim kattaki seçkileri pandemiden önce yılda bir civarı değiştirip kürasyonunu da kendi yapıyormuş. Mesela bir Ara Güler duvarı, tabiiki Paris ekolü duvarları, Mamut Art Project, BASE, Bazaart gibi projelerden de keşfettiği genç sanatçıların bulunduğu bir oda, yabancı sanatçıların bulunduğu bir oda, hiç değişmeyen, muazzam eserlerin toplandığı, Öner Bey’in favori sanatçılarından Mübin Orhon’un duvarı, benim favori sanatçılarımdan Elif Uras’ın yerleştirmesi ile beraber seramikleri, Antony Gormley ve Burçak Bingöl’ün adeta birbirine göz kırparak konstrast yaratan işleri… Bu katta yeterince aklımı kaybetmemiş olduğuma Öner Kocabeyoğlu’nun ofisini gördüğümde karar verdim, çünkü ofis de mekana özgü yerleştirmeler ile bambaşka bir alan. Bir sanatsever için çalışılabilecek en güzel yerlerden olabilir! Pencereden ışık, mekana özgü bir Seçkin Pirim yerleştirmesinin içerisinden giriyor; Ardan Özmenoğlu’nun neonları gerekirse aydınlatıyor, çok yeni gördüğüm birkaç sergiden taze eserler, tam da bu mekana göre oturmuş yerine. Olmaları gereken her yer, incelikle düşünülmüş, çok belli. Ben bir toplayıcıyım diyor Öner Bey; tablo, özel kalemler, plaklar, hatta art deco şişeler… Bunların bir kısmını da ofiste görüyorsunuz. Sadece gerçekten sevdiği eserleri aldığını anlatıyor; ve herkes topladığı eserleri sergilemeli, paylaşmalı diyor. Koleksiyonerlerin bu konudaki çekincelerini konuşuyoruz. Öner Kocabeyoğlu o kadar uğraş vererek, ince eleyip sık dokuyarak bir koleksiyon yapmış ki, benim diyen koleksiyoner, Öner Bey bir kere sahneye çıktıktan sonra kendi koleksiyonundan şüphe eder, göstermeye çekinir belki de diye düşünüyorum…

XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı

Öner Bey ile Alan Kadıköy’deki sergiyi görmeden önce tanıştım. Bahsedeceğim sergiyi gördükten sonra tanışsaymışım koleksiyonerliğine bambaşka bir gözle bakarmışım; çünkü Alan Kadıköy’de ücretsiz olarak gezilebilecek sergide toplanmış eserler hakikaten muazzam. İyi ressamların ortalama işlerini beklerken, her birinin çok sağlam bir incelik ve gözle seçilmiş, birbirini tamamlayan çok iyi eserleriyle karşılaştım. Bir müze profesyonelliğinde oluşturulmış bir koleksiyon sergisi göreceksiniz oda oda. En sevdiklerimden Fikret Mualla ile başlayıp Mehmet Güleryüz’e, Ferruh Başağa’ya, Adnan Çoker’e, Burhan Doğançay’a doğru giderken her odanın/salonun içerisinde size heykeltıraşların eserleri eşlik ediyor. Özellikle Koray Ariş’in eserleri serginin ruhunu biraz da oyunbaz bir hale getirmiş, daha önce çok da fazla görme fırsatı bulamadığımız İlhan Koman heykelleri merakımızı doyurmamız için bir şans vermiş. Keza, yine çok fazla göremediğimiz Albert Bitran eserleri, özellikle sanatçıların kendi çizgileri dışında yaptıkları bazı özel eserler (Abidin Dino’nun bir eseri, Fikret Mualla’nın akıl hastanesinde yatarken yaptığı tek renkli çizimler) ve hikayeleri özel olan eserler seçilip bu sergide bizleler paylaşılmış. Her yeni odaya girerken odanın kapısında, eserlerinin kendilerini görmeden önce heykel ve resim uyumlarına, duvarların renklerine bakıp kürasyondan etkileniyorsunuz.
 


Sergi, hem keyifli hem çok öğretici bir sergi, üstelik harika da dokunuşları var. En sevdiğim dokunuşlardan biriyle yapıyorsunuz girişi: Ara Güler’in fotoğrafları… Sanatçı anılarını okumayı çok severim; hayranlıkla okuduğum, izlediğim insanların dost meclislerini, birbilerilerine yaptıkları şakaları, beraber geçirdikleri o hayatı… Onların kim bilir neler neler konuştukları o hayatları, geçirdikleri günleri hayal etmeye çalışırım. Ara Güler, şansa bakın ki bu sergideki sanatçıları işte tam o merak ettiğim günlük hayatlarında fotoğraflamış. Çoğu arkadaşıymış. Biri yolda yürüyor, biri barda, biri bir restorantta, biri bir binanın önünde, diğeri atölyesinde… Önce onları tanıyarak giriyorsunuz sergiye. 10 sene önce, 2011’de gerçekleşen “Papko / Öner Kocabeyoğlu koleksiyonu: XX. yüzyılın 20 modern Türk sanatçısı, 1940-2000” sergisi sırasında Ara Güler hayattaymış ve eksik kalan sanatçıların portrelerini de bu sergi için gidip bizzat çekmiş. Bugün hayatta olmayan Ara Güler’in fotoğrafı da bu geçide eklenmiş ve serginin 20. sanatçısı olarak kendisi de sergiye fotoğraflarıyla dahil olmuş. Sergi boyunca da her sanatçıya özel odaya, köşeye adım atmadan bu fotoğraflar, sanatçılar ile ilgili hem öğretici, hem de muzip, pek hoş metinlerle karşılıyorlar sizi. Gezerken bizi pek keyiflendiren, “Şu sanatçıyı gördün mü bak ne yazmışlar,” diye durup durup birbirimize gösterdiğimiz bir detay oldu.

Metin Deniz’in anlattığına göre, sergi alanı, bu sergiye özel olarak yeni inşa edilmiş. Yeniden açılan MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde eserleri neredeyse göremeyeceğiniz şekilde yapılmış ışıklandırma bizi çok rahatsız etmişti mesela; bu sadece bir sergi için sıfırdan kurulan mekanda bu tip önemli detaylara da çok dikkat edilmiş ve gayet profesyonellikle uygulanmış. Bir diğer ilgimi çeken küçük ama önemli detay, eser çerçeveleri oldu. Özellikle belirli resimlerin çerçeveleri, resimlere ayrı bir güzellik, derinlik katmış. Bu da akılda tutulacak, iyi bir öğrenim oldu benim içim. Çerçeve çok şey değiştirir!

18 yıllık titiz bir koleksiyonerlik macerasının 2011’den sonra 2021 itibariyle tekrar halka sunulan ikinci ürün olan bu kıymetli sergiyi kaçırmayın, kendi kültürünüze yabancı kalmayın!

XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021 – PAPKO / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu” sergisi, 15 Şubat 2022’ye kadar Alan Kadıköy’de görülebilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s