Her resim kendimize tuttuğumuz bir ayna

Utku Dervent, Homage to Van Gogh, 2017, acrylic on linen, 120 x 120 cm

Homage to Van Gogh

“Eğer Leonardo da Vinci, Mona Lisa tablosunun altına şöyle yazsaydı ona nasıl değer verebilirdik? “Hanımefendi gülümsüyor; çünkü sevgilisinden sakladığı bir sır var.” Bu izleyiciyi gerçeğe zincirlerdi ve ben bunun 2001’e (Space Odyssey) olmasını istemiyorum,” der Stanley Kubrick. Kubrick’e göre sanatın özelliği, çok anlamlılığıdır. Önemli olan, bir eserde herkesin kendinden bulabileceği bir şeyler olmasıdır. Sanata tek bir anlam yüklersen, tek bir yargıya götürür ve o, sanat olmaktan çıkar. Herkesin kendi penceresinden bakıp yorumlayabildiği iştir sanat. Kubrick’in bu cümlelerinden esinlenen Utku Dervent, Bozlu Art Project’teki Otoporte sergisinde hayatını etkileyen felsefeci, müzisyen, fizikçi, sanatçı, ressam, heykeltıraş gibi farklı disiplinlerden kişilerin portrelerini kendi tarzında yaparak bizlere bir pencere açıyor.

Her portrenin altına portresini yaptığı kişiden alıntı bir cümle koyan Dervent, Cezanne’dan Wittgenstein’a alanında otorite olan kişilerin, endişeleri neydi, ne yapmayı, ne anlatmayı amaçlıyorlardı sorularını biz izleyicilerle cevaplamaya çalışıyor.

Tüm ilişkilerimiz kendimizin bir yansıması

Tüm ilişkilerimiz, kendimizi bizi gösterecek yansımalar içerir. Bireylerle, eşyalarla, toplumun geneliyle… Siz bir etki yapıyorsunuz ve bir tepki alıyorsunuz diyor Dervent. Ona göre bir sanatçının atölyesi, sanatçının bedenine terzi tarafından dikilmiş bir kıyafet gibi oturuyor. Kaygılardan, toplumsal yargılardan arınıyor sanatçı orada. Dervent de bu sergisi için atölyesinde oturmuş ve kendisine bir ayna tutmuş.

Utku Dervent, Homage To Paul Cezanne, 2017, acrylic on linen, 120 x 120 cm

Homage to Paul Cezanne

Otoportre için özellikle insanı büyüten, geliştiren, insana ilham veren ilişkilere yoğunlaşmış. Kendisine ilham verenlerin portrelerini resmettikçe, soyut-geometrik üslubu ile kendi otoportresi ortaya çıkmış. Sanatçı kendini keşfederken Cezanne’ın inatçı ve mükemmeliyetçi karakterini, Picasso’nun toplumla olan derdini, Bach’ın sebatını, mütevaziliği ve çalışkanlığını, Klee’nin Bauhaus ekolünü ve kendine has dilini, Hockney’nin resmettiği basitliğin melodisini ve Wittgenstein’ın üzerine konuşulamayacak şeyler olduğunda susulması gerektiği önermesindeki gibi yeri geldiğinde ortaya koyduğu hiçliği resmetmiş.

FullSizeRender

Utku Dervent ile eşi Şirin Pancaroğlu için yaptığı portre önünde

Halen Bahçeşehir Üniversitesi’nde akademisyen olan sanatçıyı portrelerini yaptığı isimler hakkında konuşurken dinlerken, derin bilgisini, fikirlerini bir ders dinler gibi dinledim ve kendine ayna tutma sürecinde yaşadığı heyecanı hissedebildim. Birçok isim ile ilgili ancak daha fazla portre yaparak aslında tam o esinlenmelerini anlatabileceğini, hatta daha portresini yapmadığı bir o kadar isim olduğunu belirten sanatçının bana göre sergide yer alan en özel portresi eşi için yapılmış. Müzisyen Şirin Pancaroğlu’nun portresi, sergideki en karmaşık portre; çünkü sanatçının portresini yaptığı kişiler arasında tek yakından tanıdığı ve yine ancak birkaç portre ile tam anlatabileceğini söylediği esin kaynaklarından biri.

Utku Dervent’in kendine tuttuğu aynaya bakmak, o aynadan hem sanatçıyı hem de kendinizi görmek için Otoportre sergisini ay sonuna kadar Bozlu Art Project Nişantaşı’nda ziyaret edebilirsiniz.

Bu yazı, 13 Nisan 2017’de Hürriyet Kelebek’te yayınlanmıştır:

http://www.hurriyet.com.tr/her-resim-kendimize-tuttugumuz-bir-ayna-40426607

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s